0098_orta-yuz-dolgusu-1--1200x800.png

Orta yüz dolgusu; yaşla birlikte elmacık kemiği ve yanak bölgesinde azalan yağ ve kemik dokusunu desteklemek, yüzün taşıyıcı yapısını güçlendirmek ve yerçekimi etkilerine karşı cildi desteklemek amacıyla yapılan medikal bir işlemdir. Yüz yaşlanma sürecinde orta yüz bölgesindeki yağ yastıkçıklarının hacim kaybetmesi veya yer
değiştirmesi, yüzün aşağı doğru sarkmasına ve yorgun bir görünüme neden olabilir. Kliniğimizde uygulanan bu işlem; yüzün anatomik yapısı ve yaşlanma fizyolojisi göz önünde bulundurularak, cildin destek dokusunu güçlendirmek amacıyla planlanmaktadır.
Orta Yüz Bölgesinin Önemi ve Yaşlanma Süreci
Orta yüz; elmacık kemikleri, göz altları ve burun yan duvarları arasında kalan bölgedir. Genç yaşlarda yüzün en geniş ve hacimli kısmı burasıdır (Ters üçgen görünümü).
Yaşlanma ile birlikte:
1. Hacim Kaybı: Kemik doku incelir ve yağ yastıkçıkları küçülür.
2. Yer Değiştirme: Yerçekimi etkisiyle dokular aşağı, çene hattına doğru yer değiştirir.
3. Sonuç: Yanaklarda düzleşme, göz altı oluklarının belirginleşmesi ve nazolabial (burun kenarı) çizgilerin derinleşmesi görülür.
Uygulamanın Tıbbi Amaçları
Orta yüz dolgusu işlemi şu amaçlarla uygulanır:
● Hacim Restorasyonu: Kaybolan doku desteğini yerine koymak.
● Lifting Etkisi: Elmacık kemiği hattını destekleyerek, sarkan cildin yukarı taşınmasına yardımcı olmak.
● Nazolabial Çizgiler: Yanak dokusu yukarı taşındığında, burun kenarındaki çizgilerin üzerine binen ağırlık azalır ve çizgilerde yumuşama sağlanabilir.
● Göz Altı Desteği: Göz altı bölgesine komşu olan yanak dokusunun desteklenmesi, göz altı görünümünü de olumlu etkileyebilir.
Doğal Görünüm ve Hacim Dengesi
Dolgu uygulamalarında amaç yüzü aşırı şişirmek değil, anatomik sınırları koruyarak desteklemektir.
Uygulama Prensibi: Dolgu maddesi genellikle cildin hemen altına değil, daha derine (kemik üzerine veya derin yağ yastıkçıklarına) yerleştirilir. Bu teknik, yüzün öne doğru aşırı büyümesini (yastık yüz görünümü) engellemeyi ve yüzü anatomik olarak yukarı kaldırmayı hedefler.
Tedavi Süreci
1. Değerlendirme: İşlem öncesinde yüzün asimetrileri ve hacim kaybı derecesi analiz edilir.
2. Ürün Seçimi: Bu bölge “taşıyıcı” bir alan olduğu için, kaldırma kapasitesi yüksek Hyalüronik Asit veya Biyostimülan özellikli ürünler tercih edilir.
3. Uygulama: İşlem genellikle doku travmasını azaltmak amacıyla kanül (ucu kör iğne) kullanılarak yapılır. Süre yaklaşık 20 dakikadır.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
● Soru: İşlem sırasında ağrı hissedilir mi ?
● Cevap: Orta yüz derin bir plandır ancak işlem genellikle kanül (ucu kör iğne) ile
yapıldığı için ağrı hissi minimaldir. Ayrıca işlem öncesi uygulanan lokal anestezik
yöntemlerle konfor sağlanır.
● Soru: İşlem sonrası yüzümde çok şişlik veya morluk olur mu?
● Cevap: Kanül tekniği kullanıldığı için morluk riski oldukça düşüktür. İlk 2-3 gün hafif
bir ödem (şişlik) görülebilir, bu tamamen normaldir ve sosyal hayatınızı kesintiye
uğratmaz. Çoğu hastamız işlemden hemen sonra işine dönebilmektedir.
● Soru: İşlemden sonra nasıl yatmalıyım? Dolgum yer değiştirir mi?
● Cevap: Dolgunun dokuyla bütünleşmesi için ilk 24 saat önemlidir. İlk gece mümkünse
sırt üstü yatılması ve yanakların üzerine doğrudan baskı uygulanmaması önerilir.
● Soru: Göz altı ışık dolgusu ile farkı nedir?
● Cevap: Göz altı dolgusu sadece göz altındaki çukuru hedefler. Orta yüz dolgusu ise
yanağı ve elmacık kemiğini destekler. Genellikle yanak desteklendiğinde göz altı
görünümü de dolaylı olarak iyileşir.
● Soru: Nazolabial çizgiler (gülme çizgileri) geçer mi?
● Cevap: Evet. Orta yüz dolgusu ile yanak yukarı taşındığında, nazolabial çizgilerde
açılma ve yumuşama görülmesi beklenen, doğal bir sonuçtur.
● Soru: Etkisi ne kadar sürer?
● Cevap: Kullanılan dolgunun türüne ve kişinin metabolizmasına göre ortalama 12 ay
kalıcılık beklenebilir.
● Soru: Fiyat bilgisi nedir?
● Cevap: Orta yüz bölgesindeki hacim kaybı kişiden kişiye değişir ve gereken dolgu
miktarı (ml) farklılık gösterir. Bu nedenle net fiyatlandırma muayene sonrası belirlenir.
Yasal mevzuat gereği web sitemizde fiyat paylaşılmamaktadır.
Randevu ve Bilgi
Uzm. Dr. Ömer Fatih Şahin ile görüşerek, orta yüz dolgusu uygulaması ve size uygunluğu hakkında detaylı bilgi alabilirsiniz.

0100_Oksipital-sinir-blogu-1--1200x800.png

Oksipital Sinir Bloğu, başın arka kısmından kaynaklanan ve tepeye yayılan ağrı sinyallerinin iletimini geçici olarak durdurmayı hedefleyen bir periferik sinir bloğu işlemidir. Kronik migren, gerilim tipi baş ağrısı ve oksipital nevralji tanısı almış hastalarda, medikal tedaviye ek veya alternatif bir ağrı yönetimi seçeneği olarak, hekim tarafından uygun görüldüğünde uygulanır.
Oksipital Sinir Bloğu Nedir ?
Baş ağrılarının önemli bir kısmı, başın arka kısmındaki sinirlerin (Büyük ve Küçük Oksipital Sinirler) sıkışması, tahriş olması veya aşırı duyarlı hale gelmesi (sensitizasyon) kaynaklı olabilir. Oksipital Sinir Bloğu, bu sinirlerin anatomik trasesine lokal anestezik (bazen steroid ile kombine edilerek) uygulanması işlemidir. Tıbbi Amaç: Ağrı iletimini periferik düzeyde bloke ederek, merkezi sinir sistemindeki duyarlılığı azaltmak ve ağrı atağının şiddetini/sıklığını kontrol altına almaktır.
Hangi Durumlarda Uygulanır ?
Bu işlem, her baş ağrısı için uygulanmaz. Uzm. Dr. Ömer Fatih Şahin tarafından yapılan nörolojik ve fiziksel muayene sonucunda şu tablolarda değerlendirilebilir:
● Kronik Migren: Medikal tedaviye dirençli veya ilaç kullanımını azaltmak isteyen hastalarda.
● Oksipital Nevralji: Ense kökünde ani, şimşek çakar tarzda, saplanan ağrılar.
● Servikojenik Baş Ağrısı: Boyun omurga sorunları (fıtık, kireçlenme) kaynaklı baş ağrıları.
● Küme Baş Ağrısı: Atak dönemlerinde ağrı kontrolü sağlamak amacıyla.
Uygulama Protokolü
İşlem, klinik ortamında, sterilizasyon kurallarına uygun olarak gerçekleştirilir.
1. Anatomik İşaretleme: Hekim, elle muayene (palpasyon) yaparak Büyük Oksipital Sinir (GON) ve Küçük Oksipital Sinir (LON) yerleşimlerini tespit eder.
2. Enjeksiyon: İnce uçlu iğneler kullanılarak, sinirin geçtiği doku aralığına ilaç enjekte edilir. İşlem, sinirin kendisine değil, çevresine (perineural alana) yapılır.
3. Süreç: İşlem yaklaşık 5-10 dakika sürer. Uygulama sonrası hasta 15-20 dakika klinik ortamında gözlemlenir ve vital bulguları (tansiyon, nabız) kontrol edilir.
Bütüncül (Fonksiyonel) Değerlendirme
Kliniğimizde ağrı yönetimi sadece semptomatik tedavi ile sınırlı değildir. Blokaj işlemi ile ağrı kontrolü sağlanırken, ağrıyı tetikleyen altta yatan faktörler de araştırılır:
● Postür (Duruş) bozuklukları ve kas spazmları.
● Uyku apnesi ve oksijenlenme sorunları.
● Vitamin-mineral eksiklikleri (Magnezyum, B12, D Vitamini).
● Sistemik enflamasyon varlığı.
Sıkça Sorulan Sorular (Bilgilendirme Amaçlı)
1. İşlem ağrılı mıdır? Enjeksiyon sırasında iğne girişine bağlı minimal bir acı ve ilacın verilmesi
sırasında hafif bir basınç hissi duyulabilir. Lokal anestezik madde dokuya yayıldığında hissizlik başlar.
2. Tedavinin etkisi ne zaman başlar ve ne kadar sürer? Lokal anesteziğin etkisiyle ağrıda azalma
genellikle işlemden hemen sonra başlar. Tedavinin uzun vadeli etkinliği (atakların azalması) kişiden
kişiye değişmekle birlikte, literatürde etkinin haftalar veya aylar sürebileceği bildirilmiştir. Kronik
vakalarda tekrarlayan seanslar gerekebilir.
3. İşlemin riskleri var mıdır? Uzman hekim tarafından, uygun teknikle yapıldığında güvenli bir
işlemdir. Nadir görülen yan etkiler arasında; uygulama bölgesinde geçici hassasiyet, hafif baş
dönmesi veya vazovagal (tansiyon düşmesine bağlı) reaksiyonlar yer alabilir.
4. Kesin çözüm müdür? Tıpta “kesin çözüm” veya “garanti” gibi kavramlar kullanılmaz. Oksipital
Sinir Bloğu, ağrı yönetiminin güçlü bir parçasıdır. Amacı, ağrı skorlarını düşürmek ve hastanın yaşam
kalitesini artırmaktır.
5. İşlem sonrası nelere dikkat edilmelidir? Özel bir kısıtlama yoktur. İlk birkaç saat baş dönmesi
ihtimaline karşı araç kullanımı önerilmeyebilir. Enjeksiyon bölgesi o gün ovuşturulmamalıdır.
6. Fiyat bilgisi nedir? Sağlık hizmetlerinde fiyatlandırma; kullanılan ilaç içeriğine ve seans
planlamasına göre kişiye özel belirlenir. İlgili mevzuat gereği internet ortamında fiyat bilgisi
paylaşılamamaktadır.

0101_noral-terapi-2--1200x800.png

Nöral Terapi Nedir? (Sadece İğne Değildir)
Kökeni 1920’lerde Almanya’ya dayanan (Huneke Kardeşler) ve Avrupa’da yaygın olarak kullanılan bu yöntem; modern tıbbın anatomik bilgisini, geleneksel tıbbın akupunktur noktalarıyla harmanlar. Vücudumuzda bizi hayatta tutan (kalp atışı, sindirim, nefes) otomatik bir sistem vardır: Otonom Sinir Sistemi. Zamanla geçirdiğimiz kazalar, ameliyatlar ve stres; bu sistemde “kısa devreler” oluşturur. Nöral Terapi, iğnelerdeki anestezik madde (Prokain/Lidokain) ile bu bölgeleri uyuşturmak için değil;
sinir hücresinin elektriksel potansiyelini “resetlemek” için kullanılır.
Bozucu Alan Teorisi: Ağrınızın Sebebi Başka Yerde Olabilir Nöral Terapinin temel felsefesi şudur: “Belinizdeki geçmeyen ağrının sebebi, 20 yıl önce olduğunuz sezaryen ameliyatının izi veya çürük bir diş olabilir.” Vücuttaki eski yara izleri (skarlar), sorunlu diş tedavileri veya çocuklukta geçirilen bademcik enfeksiyonları; sinir sistemine sürekli “parazit sinyal” gönderen bir bozucu alan (Interference Field) haline gelebilir. İstanbul Nişantaşı kliniğimizde uyguladığımız Nöral Terapi ile bu alanlara enjeksiyon
yapılarak parazit sinyal kesilir ve vücut kendi kendini iyileştirme sürecine (regülasyon) girer.
Kimler İçin Uygundur? Nöral Terapi sadece ağrıyı kesmez, “hastanın iyileşme kapasitesini” artırır. Şu durumlarda etkinliği kanıtlanmıştır:
● Kronik Ağrılar: Migren, Fibromiyalji, Bel ve Boyun Fıtığı kaynaklı ağrılar.
● Hormonal Sorunlar: Adet düzensizliği, Ağrılı adet (Dismenore), Menopoz şikayetleri.
● Sistemik Sorunlar: Huzursuz Bacak Sendromu, Vertigo (Baş dönmesi), Kulak Çınlaması.
● Duygusal Yükler: Kronik stres, Uyku bozukluğu, Depresif ruh hali ve Anksiyete.
Tedavi Süreci Nasıl İşler?
1. Detaylı Analiz: Dr. Ömer Fatih Şahin, önce “bozucu alanı” bulmak için detaylı anamnez (hasta öyküsü) alır. Doğumunuzdan bugüne geçirdiğiniz tüm ameliyatlar, aşılar ve travmalar haritalanır.
2. Uygulama: İşlem çok ince uçlu iğnelerle yapılır. Cilt içine (Quaddle), kas dokusuna veya ilgili sinir kavşaklarına (Ganglion) uygulanır.
3. Seanslar: Genellikle haftada 1 veya 2 seans planlanır. Hastalığın kronikleşme durumuna göre toplam 3-10 seans gerekebilir.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Soru: İğneler çok acıtır mı ? Cevap: Hayır. Nöral terapide kullanılan iğneler insülin iğnesinden bile
incedir. Verilen ilaç miktarı çok düşüktür. Sadece hafif bir “sinek ısırığı” hissedilir.
Soru: İçinde kortizon var mı? Kilo aldırır mı? Cevap: Kesinlikle hayır. Nöral Terapi solüsyonları
sadece kısa etkili lokal anestezik (Prokain/Lidokain) ve bazen serum fizyolojik içerir. Kortizon
içermediği için kilo aldırmaz ve hormonları bozmaz.
Soru: Akupunktur ile aynı mı ? Cevap: Benzer yönleri vardır ama aynı değildir. Akupunkturda enerji
meridyenleri kullanılır; Nöral Terapide ise anatomik sinir ağı ve yara izleri hedeflenir. Ayrıca Nöral
Terapi ilaçlı bir işlemdir.
Soru: Hamilelere uygulanır mı? Cevap: Nöral Terapi, “ilaçsız” bir tedavi kategorisine yakın kabul
edilir (kullanılan anestezik vücuttan 20 dakikada atılır). Yine de hamilelikte kullanımı önerilmez.
Emziren annelerde güvenle uygulanabilir. Ancak karar her zaman hekim muayenesine bağlıdır.
Soru: Yan etkisi var mı? Cevap: Nöral terapi eğitimlerini tamamlayan doktorlar tarafından
yapıldığında son derece güvenlidir. Dr Ömer Fatih tüm modüllerini 2017 yılında tamamlamıştır.
Nadiren enjeksiyon yerinde küçük morluklar veya geçici baş dönmesi olabilir.
Soru: Fiyat bilgisi nedir? Cevap: Seans sayısına ve uygulanacak bölge genişliğine göre değişir.
Yasal mevzuat gereği web sitemizde fiyat veremiyoruz, İstanbul Nişantaşı kliniğimizden veya

0103_nazolabial-2--1200x800.png

Nazolabial dolgu; burun kanatlarından dudak köşelerine doğru inen olukları (gülüş çizgilerini) yumuşatmak ve yüze yerleşen yorgun, mutsuz ifadeyi gidermek amacıyla yapılan medikal bir işlemdir. Bu çizgiler her ne kadar “gülüş çizgisi” olarak adlandırılsa da, derinleştiğinde kişiyi olduğundan daha yaşlı ve yıpranmış gösterebilir. Kliniğimizde bu bölgeyi sadece doldurulacak bir olarak olarak değil, yüzün genel lifting ihtiyacının bir göstergesi olarak değerlendirir.
Nazolabial Çizgiler Neden Derinleşir? (Kök Neden)
Bu çizgilerin belirginleşmesinin iki ana nedeni vardır:
1. Kemik Kaybı: Burun kenarındaki kemik dokunun yaşla geriye çekilmesi.
2. Yanak Sarkması: Orta Yüz bölgesindeki yağ yastıkçıklarının eriyip aşağı doğru kayarak, burun kenarına yığılması.
Bu nedenle tedavi planlanırken, sadece çizgiye odaklanmak yerine, sarkmayı toparlayacak bütüncül bir yaklaşım gerekir.
Tedavi Yaklaşımımız: “Doldurmak” mı, “Açmak” mı?
Eğer nazolabial çizgiye aşırı dolgu yapılırsa, yüzün orta kısmı şişer ve doğal olmayan bir görüntü oluşur.
Dr. Şahin’in Doğal Protokolü:
● Önce Destek: Eğer çizgilerin sebebi yanak sarkması ise, önce Elmacık Dolgusu ile yüz yukarı taşınır. Bu işlem çizgiyi doğal yolla açar.
● Sonra Rötuş: Yüz yukarı kalktıktan sonra, nazolabial hatta kalan ince boşluklar çok hafif dolgu dokunuşlarıyla yumuşatılır.
● Sonuç: Şişmiş değil, dinlenmiş bir yüz.
Tedavi Süreci
1. Analiz: Çizginin derinliği ve yanak sarkmasının derecesi analiz edilir.
2. Uygulama: Bu bölge damarsal açıdan zengindir. Güvenlik için genellikle kanül (ucu keskin olmayan iğne) tercih edilir. İşlem 15 dakika sürer.
3. Konfor: Dolgu içerisinde bulunan lidokain sayesinde süreç genellikle ağrısız şekilde ilerler.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Soru: İşlem çok acır mı?
● Cevap: Burun ve ağız çevresi hassas bir bölgedir ancak endişelenmeyin. Kullandığımız yeni
nesil dolguların içinde lokal anestezik (lidokain) bulunur; yani işlem başladığı anda bölge
içeriden uyuşmaya başlar.
● Soru: Çizgim tamamen yok olur mu?
● Cevap: Hedefimiz çizgiyi %100 yok edip “ütülenmiş” gibi dümdüz yapmak değildir; bu
doğal durmaz. Hedef, derin gölgeyi silmek ve ifadeyi yumuşatmaktır. Hafif bir gülüş
kıvrımının kalması doğallık açısından önemlidir.
● Soru: Yüzüm şişer mi? (Maymun Ağzı Görünümü)
● Cevap: Hastaların en büyük korkusu budur. Bu görüntü, dolgunun çizgiye “aşırı
miktarda” verilmesiyle oluşur. Kliniğimizde uygulanan “önce lifting, sonra dolgu”
prensibi sayesinde bu risk ortadan kaldırılır.
● Soru: Morarma olur mu? İşe dönebilir miyim?
● Cevap: Kanül (ucu keskin olmayan iğne) tekniği kullandığımız için morarma riski çok
düşüktür. İşlemden hemen sonra hafif bir kızarıklık dışında belirti olmaz, sosyal
hayatınıza veya işinize hemen dönebilirsiniz.
● Soru: Gülüşüm değişir mi?
● Cevap: Hayır. Doğru katmana yapılan uygulama mimik kaslarını etkilemez. Rahatça
gülebilir, konuşabilirsiniz.
● Soru: Etkisi ne kadar sürer?
● Cevap: Burun ve ağız çevresi çok hareketli (mimikli) bir bölgedir. Bu nedenle dolgular
ortalama 9-12 ay kalıcılık gösterir.
● Soru: Fiyat bilgisi nedir?
● Cevap: Çizginin derinliğine göre genellikle 1 ml (1 tüp) yeterli olur. Fiyatlandırma
muayene sonrası belirlenir. Yasal mevzuat gereği web sitemizde fiyat
paylaşılamamaktadır.
Gülümsemek İçin Daha Fazla Sebep
Uzm. Dr. Ömer Fatih Şahin ile görüşerek, yüzünüze uygun nazolabial tedavi planlaması hakkında bilgi alabilirsiniz.

0105_NAD-2--1200x800.png

NAD+ IV Tedavisi; vücudumuzdaki her hücrede bulunan ve enerji üretiminin (ATP) hammaddesi olan “Nikotinamid Adenin Dinükleotid” koenziminin, damar yoluyla saf ve yüksek dozda vücuda verilmesi işlemidir. Bilim dünyasında “Gençlik Molekülü” olarak adlandırılan NAD+, yaşla birlikte hızla azalır. Bu
azalma; kronik yorgunluk, zihinsel bulanıklık (beyin sisi) ve hızlı yaşlanmanın temel nedenidir. Kliniğimizde Uzm. Dr. Ömer Fatih Şahin, bu güçlü molekülü “kişiye özel hız ayarı” ile en konforlu şekilde uygular.
Neden Hap (NMN/NR) Değil de Serum?
Longevity dünyasında popüler olan NMN ve NR gibi oral takviyeler ile IV (Damar) NAD+ arasındaki fark, “biyoyararlanım”dır.
● Oral Takviyeler (NMN/NR): Ağızdan alındığında sindirim sisteminden geçerken bir kısmı parçalanır ve karaciğerde elenir. Hücreye ulaşan miktar sınırlıdır. Bu ürünler daha çok “idame (koruma)” amaçlıdır.
● IV NAD+ Tedavisi: Molekül sindirim sistemine uğramadan, %100 oranında kana karışır. Vücudun NAD+ depolarını hızla doldurmak (yükleme yapmak) için tek ve en etkili yoldur. Bizim Önerimiz: Önce IV NAD+ ile depoları doldurmak, sonrasında doktorunuzun önerdiği NMN takviyeleri ile seviyeyi korumaktır.
NAD+ Ne İşe Yarar?
Bu tedavi vücudu hücresel düzeyde “fabrika ayarlarına” döndürmeyi hedefler:
1. Beyin Sisi (Brain Fog) Tedavisi: Zihinsel netliği artırır, odaklanmayı güçlendirir ve unutkanlığı azaltır.
2. Mitokondriyal Enerji: Hücrenin enerji santrallerini (mitokondri) çalıştırarak kronik yorgunluğu siler.
3. DNA Onarımı: Yaşlanma karşıtı genleri (Sirtuinleri) aktive ederek hasarlı DNA’yı onarır.
4. Metabolizma: Metabolizmayı hızlandırarak kilo kontrolüne yardımcı olur.
Uygulama Süreci
NAD+ güçlü bir moleküldür. Hızlı verilirse vücutta geçici bir baskı hissi, karın ağrısı veya göğüste sıkışma hissi yaratabilir. Bu nedenle kimin uyguladığı çok önemlidir.
Uygulama sadece doktor tarafından planlanmalı ve infüzyon hızını (damla sayısı) sizin toleransınıza göre milimetrik olarak ayarlanmalıdır. İşlem genellikle dozaja göre 45 dakika ile 2 saat arasında sürer. Bu süre boyunca konforunuz bozulmadan maksimum dozu almanız sağlanır.
Kimler İçin Uygundur?
● Yöneticiler ve Öğrenciler: Yüksek stres altında çalışan, zihinsel performansını artırmak isteyenler.
● Kronik Yorgunluk Yaşayanlar: Ne kadar uyusam da dinlenemiyorum diyenler.
● Sporcular: Performans artışı ve hızlı toparlanma (recovery) isteyenler.
● Anti-Aging Tutkunları: Biyolojik yaşını geri çekmek isteyenler (Biohacker’ lar).
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
● Soru: İşlem sırasında canım yanar mı?
● Cevap: İğne girişi dışında acı yoktur. Ancak serum hızlı giderse “NAD Flush” denilen;
karında kramp veya göğüste baskı hissedilebilir. Bu tamamen zararsızdır ve serum
hızı yavaşlatıldığında saniyeler içinde geçer. Kliniğimizde bu konforu sağlamak
önceliğimizdir.
● Soru: Kanser hastaları yaptırabilir mi?
● Cevap: Bu konu tıbbi açıdan hassastır. NAD+ hücreleri besleyen bir yakıttır. Aktif
kanser tedavisi gören hastalarda veya kanser şüphesi olan durumlarda, tümör
hücrelerini de besleme ihtimaline karşı NAD+ uygulanmaz. Hasta güvenliği
kliniğimizin kırmızı çizgisidir.
● Soru: Etkisi ne zaman başlar?
● Cevap: Birçok hasta serum biter bitmez “gözümdeki perde kalktı” şeklinde bir zihinsel
netlik tarif eder. Fiziksel enerji artışı ise genellikle işlemden sonraki gün zirveye ulaşır.
● Soru: Yan etkisi var mı?
● Cevap: NAD+ vücudun zaten ürettiği doğal bir moleküldür, bu nedenle alerjik
reaksiyon riski yok denecek kadar azdır.
● Soru: Fiyat bilgisi nedir?
● Cevap: NAD+ ham maddesi oldukça değerli bir üründür. Uygulanan miligram dozuna
göre fiyat değişir. Yasal mevzuat gereği web sitemizde fiyat paylaşılmamaktadır.
Zihninizi ve Bedeninizi Yükseltin
Hücresel enerjinizi maksimuma çıkarmak için Uzm. Dr. Ömer Fatih Şahin ile görüşerek size uygun NAD+ dozunu belirleyebilirsiniz.

0108_Myers-1--1200x800.png

Myers Kokteyli; 1960’lardan beri tüm dünyada uygulanan, B vitaminleri, C vitamini, magnezyum ve kalsiyum gibi hayati minerallerin ideal oranlarda karıştırılarak damar yoluyla verildiği, en köklü ve kanıtlanmış IV vitamin protokolüdür. Halk arasında “Atom Serum” veya “Gençlik Serumu” olarak da bilinen kokteylerden farklı olarak,
modern yaşamın getirdiği mikrobesin eksikliklerini ve kronik yorgunluğu gidermek için tasarlanmıştır. Kliniğimizde Uzm. Dr. Ömer Fatih Şahin, bu klasik formülü kişinin ihtiyacına göre içeriğini optimize ederek uygular.
Neden Hap Değil de Serum? (%100 Emilim)
Vitamin hapı aldığınızda, sindirim sistemi ve karaciğer bariyerleri nedeniyle ilacın ancak %20-30’u hücrelerinize ulaşır. Myers IV farkı şudur:
● Direkt Erişim: Vitaminler sindirim sistemine uğramadan %100 oranında kana karışır.
● Hücresel Doygunluk: Hücreler ihtiyaç duyduğu besini anında alır, depo eder ve enerji üretimini (ATP) başlatır.
İçeriğinde Neler Var?
Myers, rastgele bir karışım değildir. Birbiriyle sinerji içinde çalışan şu içeriklere sahiptir:
● Magnezyum: Kasları gevşetir, migren ve kramplara iyi gelir.
● B Kompleks (B1, B2, B3, B5, B6, B12): Enerji üretimi ve detoks ve sinir sistemi onarımı sağlar.
● C Vitamini: Bağışıklığı güçlendirir ve antioksidan destek verir.
● Kalsiyum: Kemik ve kas sağlığını destekler.
Hangi Durumlarda Kurtarıcı Olur ?
Myers Kokteyli özellikle şu şikayetlerde destekleyici olarak çok etkilidir:
1. Fibromiyalji ve Yaygın Ağrılar: Magnezyum içeriğiyle kas spazmlarını çözer.
2. Kronik Yorgunluk Sendromu: Sabah dayak yemiş gibi uyanıyorum diyenlerde eksik olan hücresel enerji üretimini destekler.
3. Migren Atakları: Damar ve kas gevşetici etkisiyle atak sıklığını azaltmaya yardımcı olur.
4. Akut Astım ve Alerji: Solunum yollarındaki spazmı rahatlatmada destekleyicidir.
5. Üst Solunum Yolu Enfeksiyonları: Gribe yakalanacağını hissedenlerde bağışıklık duvarı oluşturur.
Uygulama Süreci ve Güvenlik
● Konfor: İşlem Uzm. Dr. Ömer Fatih Şahin gözetiminde, ince bir iğne ile açılan damar yoluyla serum şeklinde uygulanır.
● Süre: Serum yaklaşık 45 dakika sürer.
● Magnezyum Isınması: İşlem sırasında boğazınızda veya vücudunuzda hoş bir sıcaklık hissedebilirsiniz. Bu, içeriğindeki Magnezyumun damarları genişletme etkisidir ve tamamen normaldir.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
● Soru: Vitamin serumu kilo aldırır mı?
● Cevap: Hayır, kesinlikle aldırmaz. Myers kokteylinin kalorisi yoktur ve iştah açıcı bir
etkisi bulunmaz. Aksine, B vitaminleri ve mineraller metabolizmayı ve yağ yakım
hızını düzenlediği için kilo kontrolü sürecinizi destekler.
● Soru: Tek seans yeterli mi?
● Cevap: Akut durumlarda (grip başlangıcı, jetlag, yoğun iş temposu) tek seans bile
büyük fark yaratır. Ancak kronik yorgunluk veya fibromiyalji gibi durumlarda haftada 1
kez olmak üzere 4-6 seanslık kürler önerilir.
● Soru: Herhangi bir yan etkisi var mı ?
● Cevap: Myers kokteyli suda çözünen vitaminlerden oluşur, vücut fazlasını doğal yolla
atar. Birikim yapmaz. Nadiren hızlı verilirse sıcak basması olabilir; bu yüzden hız
ayarı bir uzman tarafından yapılmalıdır.
● Soru: Kan tahlili gerekir mi ?
● Cevap: Genellikle işlem öncesi genel sağlık durumunuz ve böbrek fonksiyonlarınız
sorgulanır. Doktorunuz gerekli görürse basit kan tahlilleri isteyebilir.
● Soru: Fiyat bilgisi nedir ?
● Cevap: Myers kokteyli standart bir formüldür ancak dozaj kişiye göre ayarlanabilir.
Buna göre fiyat değişebilir. Yasal mevzuat gereği web sitemizde fiyat
paylaşılmamaktadır.
Hücresel Enerjinizi Fulleyin
Vücudunuzun ihtiyaç duyduğu desteği en saf haliyle almak için kliniğimiz ile görüşerek randevunuzu oluşturabilirsiniz.

0109_migren-botoks-1--1200x800.png

Migren botoksu, kronik migren tanısı almış hastalarda (ayda 15 günden fazla baş ağrısı yaşayanlar), ağrı sinyallerini taşıyan sinir uçlarını hedef alarak atakların sıklığını ve şiddetini azaltmayı amaçlayan FDA onaylı bir tedavi protokolüdür. Bu uygulama, estetik amaçlı botoks uygulamalarından farklı olarak, nörolojik ve algolojik (ağrı bilimi)
prensiplere dayanan spesifik bir prosedürdür. İşlem, kliniğimizde Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Ömer Fatih Şahin tarafından uygulanmaktadır.
Migren Botoksu Nasıl Etki Eder? (Etki Mekanizması)
Tedavinin temel amacı kasları gevşetmekten ziyade, ağrı iletimini sağlayan mekanizmaları düzenlemektir. Bilimsel çalışmalara göre etki mekanizması şöyledir:
1. Nörotransmitter Blokajı: Migren atağı sırasında salınan ve ağrı oluşumunda rol oynayan
CGRP (Kalsitonin Gen İlişkili Peptit) gibi kimyasalların sinir uçlarından salınımını engellemeyi hedefler.
2. Duyarlılık Azalması: Kronik migrende aşırı duyarlı hale gelen merkezi sinir sistemi ve Trigeminal sinir yollarındaki hassasiyeti azaltmaya yardımcı olur.
Uygulama Yöntemi (PREEMPT Protokolü)
Migren botoksu, uluslararası kabul görmüş PREEMPT Protokolü esas alınarak uygulanır.
● Uygulama Noktaları: Alın, şakaklar, başın arka kısmı, boyun ve omuz (trapez) kasları olmak üzere toplam 7 kas grubunda, 31 ila 39 farklı noktaya enjeksiyon yapılır.
● Süreç: İşlem, klinik şartlarında yapılır ve yaklaşık 15-20 dakika sürer.
● Anestezi: İşlem sırasında çok ince uçlu iğneler kullanılır, ağrı hissi minimal düzeydedir.
Uygulama Öncesi Değerlendirme
Tedavi planlaması yapılmadan önce hastanın ağrı öyküsü değerlendirilir.
● Ağrının sıklığı ve süresi,
● Ağrı kesici ilaç kullanım sıklığı,
● Ağrıyı tetikleyebilecek diğer faktörler (hormonal aks, hpa aksı, vitamin/mineral eksiklikleri, uyku düzeni vb.) gözden geçirilir.
Bu değerlendirme sonucunda hastanın kronik migren kriterlerine uyup uymadığı belirlenir ve tedavi planı oluşturulur.
Etki Süresi ve Tedavi Aralığı
● Başlangıç: Uygulama sonrası etkinin başlaması genellikle 7-10 günü bulabilir.
● Maksimum Etki: Tedavinin tam etkisi genellikle 3-4 hafta içinde değerlendirilir.
● Kalıcılık ve Tekrar: Botoksun etkisi geçicidir ve ortalama 4-6 ay sürer. Kronik migren yönetiminin devamlılığı için tedavinin belirli aralıklarla tekrarlanması önerilebilir.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
● Soru: Estetik botokstan farkı nedir?
● Cevap: En temel fark uygulama noktaları ve dozajdır. Migren botoksu, sadece yüz
bölgesine değil; başın arkası, şakaklar, ense ve boyun bölgesindeki spesifik ağrı
noktalarına da uygulanır.
● Soru: Uygulama yapıldığında alnımdaki kırışıklıklar da geçer mi?
● Cevap: Evet. Migren protokolünün bir parçası olarak alın bölgesine de enjeksiyon
yapıldığı için, bu bölgedeki yatay çizgilerde ve kaş arası çizgilerinde estetik bir
iyileşme (açılma) görülmesi beklenen doğal bir sonuçtur.
● Soru: Ağrı kesici ilaçlarımı kullanmaya devam edebilir miyim?
● Cevap: Botoks uygulandığı gün ilaçlarınızı kesmeniz gerekmez. Tedavinin etkisi
başladıkça, atak sıklığının azalmasıyla birlikte ağrı kesici ihtiyacının da doğal olarak
azalması hedeflenir. İlaç düzenlemesi doktorunuzun takibinde yapılır.
● Soru: Sadece migren için mi, gerilim tipi baş ağrısı için de etkili mi?
● Cevap: Botoks kasları gevşetici özelliğe sahip olduğu için, stres ve kas kasılmasına
bağlı (gerilim tipi) baş ağrılarında da rahatlama sağlamaya yardımcı olabilir.
● Soru: Yan etkileri var mıdır?
● Cevap: Güvenli bir profili vardır. Enjeksiyon yerinde hafif hassasiyet, geçici boyun
ağrısı veya nadiren göz kapağında geçici düşüklük görülebilir. Bu etkiler genellikle
kısa sürede kendiliğinden düzelir.
● Soru: Migren botoksu fiyatları nedir?
● Cevap: Fiyatlandırma, uygulanan protokolün kapsamına (31 nokta veya ek noktalar)
ve kullanılan botoks ünitesine (ilacın dozuna) göre değişir. Migren tedavisinde
kullanılan doz, estetik dozlardan daha yüksektir. İlgili mevzuat gereği web sitemizde
fiyat bilgisi paylaşılamamaktadır.
Randevu ve Bilgi
Uzm. Dr. Ömer Fatih Şahin ile görüşerek, migren tedavisi ve uygunluk durumu hakkında detaylı bilgi alabilirsiniz.

0110_masseter-2--1200x800.png

Masseter botoksu, aşırı diş sıkma (bruksizm) nedeniyle hiperaktif hale gelen çiğneme kaslarını gevşeterek; çene, şakak ve boyun bölgesine yayılan kronik ağrıları hafifletmeyi ve yüzü estetik olarak inceltmeyi amaçlayan medikal bir işlemdir. Sabahları yorgun bir çeneyle uyanmak, geçmeyen şakak ağrıları veya boynunuzda sürekli bir gerginlik hissetmek tesadüf değildir. Bu semptomlar, genellikle geceleri farkında olmadan yaptığınız “diş sıkma” eyleminin vücudunuza yaydığı stresin sonucudur.
Kliniğimizde bu durum, Anesteziyoloji ve Medikal Estetik Uzmanı Dr. Ömer Fatih Şahin tarafından hem ağrı yönetimi hem de estetik şekillendirme perspektifiyle bütüncül olarak ele alınır.
Masseter Botoksu Nasıl Etki Eder?
Masseter kası vücudun en güçlü kaslarından biridir. Ancak aşırı çalıştığında sadece kendini değil, komşusu olan diğer kas gruplarını da etkiler.
Botoks Uygulaması İle Hedeflenen 3 Temel Etki:
1. Çene Eklemi (TMJ) Koruması: Kasın sıkma gücü azaltılarak dişlere ve çene eklemine binen yıkıcı baskı hafifletilir.
2. Yansıyan Ağrıların (Baş ve Boyun) Tedavisi: Diş sıkma sırasında masseter kası ile şakak (temporal) kasları ve boyun (sternokleidomastoid) kasları da kasılır. Bu da
kronik baş ağrısı ve boyun tutulmasına yol açar. Botoks, ana kaynağı yani masseter ve temporal kası gevşeterek bu “ağrı zincirini” kırar.
3. Estetik İncelme (V-Line): Sürekli spor yapan bir kas gibi büyüyen (hipertrofi) masseter kası, yüzü kare ve geniş gösterir. Botoks ile kas sakinleşip küçüldüğünde,
yüz hattı incelir ve daha zarif bir “V” şekli alır.
Tedavi Süreci ve Bütüncül Yaklaşımımız
Kliniğimizde diş sıkma tedavisi sadece “kasa iğne yapmak” değildir. Uzm. Dr. Ömer Fatih Şahin, sorunun köküne inen bütüncül bir protokol uygular:
1. Kök Neden Analizi: “Sinir sisteminiz neden çenenize ‘sık’ emri veriyor?” sorusunun
cevabı aranır. Magnezyum eksikliği, bağırsak parazitleri ve yönetilemeyen stres
faktörleri değerlendirilir.
2. Uygulama: Lokal anestezik krem ile konfor sağlandıktan sonra, kasın en aktif noktalarına ince uçlu iğnelerle enjeksiyon yapılır. İşlem yaklaşık 10-15 dakika sürer.
3. Sonuç Takibi: Hem fonksiyonel rahatlama (ağrıların azalması) hem de estetik incelme süreci takip edilir.
Masseter Botoksu Hakkında Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
● Soru: Gece plağı (splint) kullanıyorum, yine de botoks gerekli mi?
○ Cevap: Gece plağı sadece dişlerinizi sürtünmeye karşı korur, ancak sıkma
eylemini (kas kasılmasını) durdurmaz. Yani plağı sıkarak sabah yine çene
ve baş ağrısıyla uyanabilirsiniz. Botoks ise kası gevşeterek sorunun
kaynağına (sıkma gücüne) müdahale eder. Plak ve botoks birlikte de
kullanılabilir.
● Soru: Boyun ve sırt ağrılarına da iyi gelir mi ?
○ Cevap: Evet. Çene kaslarındaki aşırı gerginlik, boyun ve omuz kaslarına
(trapez) kadar yayılan bir spazm zinciri yaratır. Hastalarımızın çoğu, Masseter
Botoksu sonrası sadece çenelerinin değil, boyun ve omuz bölgelerinin de
rahatladığını belirtmektedir.
● Soru: Yemek yemeyi engeller mi ?
○ Cevap: Hayır. Masseter dışında çiğnemeyi sağlayan başka yardımcı kaslar
da vardır. Botoks sadece “aşırı” gücü törpüler. Normal yeme/içme
fonksiyonunuz devam eder. Sadece ilk hafta çok sert gıdaları (fındık, sert et)
çiğnerken hafif yorgunluk hissedebilirsiniz.
● Soru: Yüzümde sarkma olur mu?
○ Cevap: Doğru hasta seçimi ile sarkma beklenmez. Ancak cilt elastikiyeti zayıf
olan ileri yaş hastalarda, kas hacmi küçülünce deri gevşeyebilir. Doktorunuz
muayenede bunu öngörürse, tedaviye cilt sıkılaştırıcı protokoller
(Biyostimülanlar vb.) ekleyebilir.
● Soru: Etkisi ne zaman başlar ve ne kadar sürer?
○ Cevap: Ağrıların hafiflemesi 1 hafta içinde başlar. Yüzün incelmesi (estetik
etki) kasın küçülmesi gerektiği için 3-4 hafta sonra belirginleşir. Etki ortalama
4-6 ay sürer.
● Soru: Fiyat bilgisi nedir ?
○ Cevap: Masseter kası, yüzdeki en güçlü kaslardan biridir ve kişiden kişiye
büyüklüğü değişir. Bu nedenle kullanılan doz (ünite) ve fiyat standart değildir.
Muayene sonrası belirlenir. Yasal mevzuat gereği web sitemizde fiyat
paylaşılamamaktadır.
Ağrısız Bir Yaşam ve İnce Bir Yüz İçin Randevu
Uzm. Dr. Ömer Fatih Şahin ile görüşerek, diş sıkma probleminiz ve yüz inceltme hedefleriniz için size özel planlamayı öğrenebilirsiniz.

0113_major-ozon-1--1200x800.png

Major Ozon Tedavisi (diğer adıyla Otohemoterapi); kişiden alınan yaklaşık 100 cc kanın, vücut dışında medikal ozon gazı ile zenginleştirilerek, kapalı devre steril sistemler aracılığıyla kişiye geri verilmesi işlemidir.
Bu yöntem, ozon tedavileri arasında en güçlü sistemik etkiyi sağlayan uygulamadır. Sadece bir bölgeyi değil, kan yoluyla tüm vücudu, organları ve hücreleri etkiler. Kliniğimizde Uzm. Dr. Ömer Fatih Şahin tarafından, sterilizasyon ve güvenlik protokolleri ile uygulanır.
İşlem Sırasında Ne Olur?
İşlemin en etkileyici yanı, oksijenlenmenin gözle görülebilir olmasıdır:
1. Kan Alımı: Damardan alınan kan, oksijeni az olduğu için koyu kırmızı renktedir.
2. Ozonlama: Özel şişe içinde ozon gazı ile karıştığı saniyede, kanın rengi parlak açık kırmızıya döner. Bu, eritrositlerin (kan hücrelerinin) oksijene doyduğunun en net kanıtıdır.
3. Geri Verim: Oksijenlenmiş bu “canlı” kan, vücuda geri verilir.
Major Ozon Ne İşe Yarar?
Bu işlem vücuda girdiği anda biyolojik bir “yenilenme” sürecini başlatır:
● Süper-Oksijenlenme: Kırmızı kan hücrelerinin esnekliğini artırır, en ince kılcal damarlardan bile geçerek dokulara oksijen taşımasını sağlar.
● Bağışıklık Modülasyonu: Bağışıklık sistemi zayıfsa güçlendirir, aşırı çalışıyorsa (otoimmün hastalıklarda) dengeler.
● Enerji Artışı (ATP): Hücrelerin enerji santralleri olan mitokondrileri uyarır. Kronik yorgunluğun en etkili doğal desteğidir.
● Anti-Enflamatuar: Vücuttaki genel yangıyı (enflamasyonu) azaltmaya yardımcı olur.
Neden Uzmanlık Gerektirir ?
Major ozon, doğrudan kan ve damar yolu ile ilgili bir işlemdir.
● Onaylı Ozon Eğitimi: Dr. Ömer Fatih, 15 yılı aşkın süredir ozon uygulayan bir Anesteziyoloji Uzmanı olarak damar yolu açma ve kan ürünleri yönetimi konusunda en üst düzey tıbbi yetkinliğe ve sertifikaya sahiptir. Ozon tedavisini yalnızca hekimlere yaptırınız.
● Kapalı Sistem: Ozon tedavisinde kanınız asla dış ortamla veya hava ile temas etmez. Vakumlu, tek kullanımlık steril setler kullanılır. Enfeksiyon riski sıfıra indirilir.
Kimler İçin Uygundur?
● Kronik Yorgunluk: Sabahları yataktan zor kalkanlar.
● Sık Hastalananlar: Mevsim geçişlerinde sürekli grip olanlar.
● Fibromiyalji Hastaları: Yaygın kas ağrıları yaşayanlar.
● Dolaşım Sorunu Olanlar: Soğuk el-ayak, diyabetik problemler.
● Anti-Aging İsteyenler: Cildini ve hücrelerini içeriden gençleştirmek isteyenler.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
● Soru: Serum (SF) ozonlama yapıyor musunuz?
● Cevap: Hayır, yapmıyoruz. Ozon gazı çok güçlü bir oksitleyicidir ve serum
torbalarının (PVC) yapısındaki plastikle etkileşime girerek fitalat (kanserojen
mikroplastik atık) açığa çıkarabilir. Bu nedenle kliniğimizde sadece dünya
standartlarında kabul gören; özel ozon setleri ile kendi kanınızla yapılan (Major)
ozonlama uygulanır. Sağlığınız için plastik torba uygulamalarından kaçınmanızı
öneririz.
● Soru: Ozon alerji yapar mı?
● Cevap: Ozon gazının (O3) kendisine alerji gelişmesi mümkün değildir çünkü vücutta
hemen oksijene dönüşür. Ancak işlem sırasında kanın pıhtılaşmasını önlemek için
kullanılan “Sitrat” maddesine karşı çok nadiren de olsa hassasiyet gelişebilir. Bu
nedenle ozon tedavisi, herhangi bir reaksiyon anında müdahale edebilecek donanıma
sahip, onaylı kliniklerde ve uzman hekimlerce yapılmalıdır.
● Soru: Kan sulandırıcı (Aspirin vb.) kullanıyorum, sakıncası var mı?
● Cevap: Major ozon tedavisi genellikle kan sulandırıcı kullanan hastalara da güvenle
uygulanabilir. Ancak kullanılan ilacın türü ve dozu önemlidir. İşlem öncesi
doktorumuza kullandığınız ilaçları belirtirseniz, size özel bir protokol belirlenir.
● Soru: İşlemden sonra araba kullanabilir miyim?
● Cevap: Evet. İşlem sonrası herhangi bir sersemlik olmaz. Aksine, çoğu hasta
seanstan sonra kendini daha enerjik ve zihni açılmış hisseder.
● Soru: Kaç seans gerekir?
● Cevap: İdeal bir kür 10-12 seanstır. Genellikle haftada 2 seans ile başlanır. Etki
kalıcı olsun diye ayda 1 “hatırlatma dozu” önerilir.
● Soru: Fiyat bilgisi nedir?
● Cevap: Fiyatlandırma tek seans veya paket (kür) alımlarına göre değişebilir. Yasal
mevzuat gereği web sitemizde fiyat paylaşılmamaktadır.
Enerjinizi Geri Kazanın
Vücudunuzu hücresel düzeyde yenilemek için Uzm. Dr. Ömer Fatih Şahin ile görüşerek Major Ozon randevunuzu oluşturabilirsiniz.

0115_lanluma-v-x.-2-png-1200x800.png

Lanluma; ana maddesi Poly-L-Laktik Asit (PLLA) olan, cilt altına enjekte edildiğinde vücudun kendi kolajen üretimini tetikleyerek uzun vadeli hacim, sıkılaşma ve cilt kalitesi artışı sağlayan akıllı bir biyostimülan tedavidir. Hyaluronik asit dolguları anlık hacim sağlarken; Lanluma ciltte yenilenme uyarısı başlatır. Vücut bu molekülleri zamanla kolajenle sararak kendi dokusunu oluşturur. Kliniğimizde Uzm. Dr. Ömer Fatih Şahin, Lanluma’ yı yüzdeki çökmeleri gidermek ve vücut hatlarını (popo, bacak vb.) cerrahisiz
şekillendirmek için uygular.
Lanluma Nasıl Çalışır? (PLLA Teknolojisi)
Bu tedavi dolgu değil, Biyostimülasyon (Biyolojik Uyarı) kategorisindedir.
1. Enjeksiyon: PLLA mikropartikülleri kanül yardımıyla cilt altına yerleştirilir.
2. Aktivasyon: İlk birkaç gün sadece taşıyıcı molekülün hacmi görülür, bu kısa sürede emilir.
3. Kolajen Üretimi: PLLA parçacıkları fibroblast hücrelerini uyarır. Vücut, bu parçacıkların etrafını kendi ürettiği Tip-1 Kolajen ile sarmaya başlar.
4. Sonuç: 2-3 ay içinde cilt kalınlaşır, sıkılaşır ve doğal bir dolgunluk kazanır.
Ürün Ailesi ve Kullanım Alanları
Lanluma, hedeflenen bölgeye göre iki farklı formda uygulanır:
1. Lanluma V (Yüz – Boyun Gençleştirme) Yüzdeki hacim kayıplarını ve derin kırışıklıkları
doğal yolla doldurmak için kullanılır.
● Kullanım Alanları: Çökük yanaklar, şakak bölgesi, derin gülme çizgileri, boyun ve genel cilt
gevşekliği.
● Farkı: Klasik dolgular gibi yüzü şişirmez (yastık yüz yapmaz), cildi içeriden kalınlaştırarak
gerginleştirir.
2. Lanluma X (Vücut Şekillendirme) Vücutta daha geniş alanlarda hacim ve sıkılaşma
sağlamak için geliştirilmiş formdur.
● Popo Şekillendirme: Ameliyatsız olarak kalçaya daha yuvarlak ve kalkık bir form vermek
için.
● Hip Dips (Kalça Yanı Çukuru): Kalça yanlarındaki boşlukları doldurarak kum saati görünümü
sağlamak için.
● Selülit Tedavisi: Cilt yüzeyini sıkılaştırarak portakal kabuğu görünümünü (selülit çukurlarını)
önlemek için.
● Kol ve Bacak Sarkmaları: Gevşeyen deriyi toparlamak için.
Tedavi Süreci ve “Masaj Kuralı”
Lanluma tedavisinin başarısı, uygulama sonrası hasta uyumuna bağlıdır.
● İşlem: Kanül kullanılarak, lokal anestezi altında yapılır. Neredeyse ağrısızdır.
● Süre: Bölgeye göre 30-60 dakika sürer.
● Altın Kural (Masaj): PLLA parçacıklarının eşit dağılması ve homojen etki etmesi için, işlemden sonraki 2 hafta boyunca, günde 2 kez, 10 dakika boyunca uygulama bölgesine masaj yapılmalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
● Soru: Deri altında topaklanma olur mu?
● Cevap: Nadir de olsa, bazı hastalarda cilt altında ele gelen minik sertlikler hissedilebilir. Bunlar genellikle dışarıdan görünmez ve zamanla kendiliğinden
yumuşayarak kaybolur. İşlem sonrası önerilen masaj protokolüne düzenli uymanız, ürünün dokuya pürüzsüz yayılmasını sağlar ve bu olasılığı minimuma indirir.
● Soru: Etkisi ne kadar sürer?
● Cevap: Lanluma’nın en büyük avantajı kalıcılığıdır. Vücudun ürettiği kolajen ağı sayesinde sonuçlar ortalama 2 – 3 yıl boyunca kalıcılığını korur.
● Soru: Popo büyütme ameliyatı (BBL) yerine geçer mi?
● Cevap: Cerrahi kadar büyük bir hacim vermez ancak ameliyatın risklerinden (enfeksiyon, uzun iyileşme süreci) çekinen hastalar için en güvenli alternatiftir.
● Soru: Sigara içmek etkiyi azaltır mı?
● Cevap: Evet. Lanluma, vücudun kolajen üretme kapasitesine dayalıdır. Sigara kullanımı kan dolaşımını ve oksijenlenmeyi azalttığı için üretilecek kolajen miktarını
ve kalitesini düşürebilir. Maksimum etki için tedavi sürecinde sigaranın azaltılması önerilir.
● Soru: Fiyat bilgisi nedir?
● Cevap: Fiyat, kullanılan flakon (şişe) sayısına göre belirlenir. Yüz için genellikle 1 şişe V formu yeterken, vücut uygulamalarında (popo gibi) birden fazla şişe (X formu)
gerekebilir. Yasal mevzuat gereği web sitemizde fiyat paylaşılmamaktadır.
Doğal Onarımı Keşfedin
Yüzünüzde veya vücudunuzda doğal kolajen üretimini başlatan bu uygulama hakkında detaylı bilgi almak için randevu alarak Uzm. Dr. Ömer Fatih Şahin ile görüşebilirsiniz.

2026 © Ömer Fatih Şahin - Aesthetic & Wellness

Call Now Button