0074_rejuran-I-1-scaled-1-1200x800.png

Göz çevresi, yüzümüzün en ince, biyolojik olarak en hassas ve yaşlanma belirtilerini ilk gösteren bölgesidir. Nişantaşı kliniğimizde göz çevresi estetiğini sadece “çöküklük doldurmak” olarak görmüyoruz. Amacımız; zamanla incelen, elastikiyetini kaybeden ve dolaşımı bozulan göz çevresi dokusunu Rejuran I (Eye) protokolü ile biyolojik olarak onarmaktır.
Rejuran I (Rejuran Eye) Nedir?
Halk arasında “Rejuran Eye” olarak bilinen Rejuran I; somon DNA’sından elde edilen Polinükleotidlerin (PN), göz çevresindeki ince deri yapısına uygun olarak formüle edilmiş özel bir versiyonudur. Klasik dolgulardan tamamen farklıdır. Hacim vermeyi değil, dokunun kendini onarma kapasitesini artırmayı hedefler. Dr. Ömer Fatih Şahin’in Notu: “Göz altı morlukları her zaman bir ‘çukur’ sorunu değildir; çoğu zaman derinin incelmesi ve alttaki damarların görünür hale gelmesidir. Rejuran I, cildi kalınlaştırarak bu sorunu kökten ve doğal yolla çözmeye yardımcı olur. “
Etki Mekanizması: Göz Altında Nasıl Çalışır?
Rejuran I, enjekte edildiği bölgede 4 temel biyolojik süreci başlatır:
1. Dermis Kalınlaşması: İnce göz altı derisinin yoğunluğunu arttırarak, alttaki koyu renkli damar yapısının görünürlüğünü azaltır.
2. Kollajen Sentezi: Fibroblast hücrelerini uyararak gevşemiş göz çevresini sıkılaştırır.
3. Mikrodolaşım Düzenlemesi: Göz altındaki yavaşlayan kan dolaşımını canlandırarak morluk ve ödemin azalmasına yardımcı olur.
4. Elastikiyet Artışı: “Krepe” dediğimiz ince kırışıklıkların açılmasını sağlar.
Karşılaştırmalı Analiz: Rejuran I mı, Işık Dolgusu mu?
Hastalarımızın en sık sorduğu soru şudur: “Hocam gözaltına dolgu mu yaptırayım, Rejuran mı?” Bu iki işlem farklı ihtiyaçlara yöneliktir. Aralarındaki temel farkları şöyle sıralayabiliriz:
● Temel Amaç Farkı: Işık dolgusu çukurları doldurmayı hedefler. Rejuran I ise ince deriyi onarmayı, kalınlaştırmayı ve morluğu tedavi etmeyi hedefler.
● Risk Faktörü: Dolguların göz altında su tutma (ödem) ve Tyndall etkisi (mavimsi yansıma) riski vardır. Rejuran I biyolojik bir onarıcı olduğu için ödem yapmaz ve doğal durur.
● Hacim Etkisi: Dolgu anında hacim verir. Rejuran I hacim vermez, doku kalitesini artırır.
● Görünüm: Dolgu bazen “şiş” bir görüntü yaratabilir. Rejuran I ise tamamen kişinin kendi doğal göz yapısını koruyarak daha dinç bir bakış sağlar.
Fonksiyonel Tıp ve Bütüncül Yaklaşım
Göz altı morlukları ve torbalanmalar, sadece estetik bir kusur değil, bazen vücudun yardım çığlığıdır. Kliniğimizde tedavi planlarken şu faktörleri de gözden geçiriyoruz:
● Demir Eksikliği: Kansızlık göz altı morluğunun en büyük sebeplerinden biridir.
● Uyku ve Stres: Yorgunluk ve kortizol yüksekliği lenfatik drenajı bozar.
● Böbrek ve Karaciğer Yükü: Göz altı torbalanmaları bazen sistemik ödemin işaretidir.
● Alerjiler: Histamin salınımı göz çevresini koyulaştırır.
Amacımız sadece iğne yapmak değil; “yorgun bakışların” kök nedenine inerek kalıcı iyilik hali sağlamaktır.
Rejuran I Kimler İçin Uygundur?
Aşağıdaki şikayetlere sahip kişiler için en ideal tedavi seçeneğidir:
● Göz altı derisi incelmiş ve damarlı görünümü olanlar.
● Göz çevresinde koyu halkalar ve morluklar bulunanlar.
● Kaz ayağı ve göz altı ince çizgileri (krepe cilt) başlayanlar.
● Göz altı ışık dolgusu yaptırmaktan korkan veya uygun olmayanlar.
● Daha önce dolgu yaptırmış ve ödem sorunu yaşamış kişiler.
Sık Sorulan Sorular (SSS)
Rejuran I ve Rejuran Healer aynı mı? İçerik olarak aynı (Polinükleotid) olsalar da akışkanlıkları farklıdır. Rejuran I, göz çevresindeki çok ince deriye uyum sağlaması için daha akışkan ve narin üretilmiştir. Healer ise yüzün kalanı için daha yoğundur.
İşlem ağrılı mıdır? Göz çevresi hassastır ancak Dr. Ömer Fatih Şahin’in Anesteziyoloji uzmanlığı ile uyguladığı özel uyuşturma protokolleri sayesinde işlem konforu en üst seviyede tutulur.
Kaç seans gerekir? Göz çevresindeki hasarın derecesine göre genellikle 2-3 hafta arayla 3-4 seanslık kürler önerilir.
Kalıcılığı ne kadardır? Elde edilen sonuçlar, cildin kendi onarımı olduğu için uzun sürelidir. Ancak yaşlanma süreci devam ettiği için 6-9 ayda bir hatırlatma seansları önerilir.

0075_rejuran-healer-scaled-1-1200x800.png

Rejuran Healer; Pasifik somon balığı DNA’sından elde edilen ve insan DNA’sına yüksek uyum gösteren Polinükleotidlerin (PN) konsantre formudur. Bir dolgu maddesi değildir. Cilt altına enjekte edildiğinde, hasarlı dokuyu onaran bir biyostimülan (biyolojik uyarıcı) olarak görev yapar. Dr. Ömer Fatih Şahin’in Notu: “Rejuran, cilde dışarıdan yabancı bir madde eklemek yerine; cildin kendi ‘inşaat işçileri’ olan fibroblastları uyandırarak onarım sürecini başlatan bir doku mühendisliği ürünüdür.”
Etki Mekanizması: Cilt Altında Nasıl Çalışır?
Rejuran Healer’ın etki mekanizması 4 ana biyolojik süreçle tanımlanır:
1. Ekstraselüler Matriks (ECM) Onarımı: Cildin iskelet yapısını oluşturan hücreler arası ortamı (ECM) stabilize eder ve güçlendirir.
2. Fibroblast Aktivasyonu: Cildin gençlik kaynağı olan fibroblast hücrelerini uyararak Tip I ve Tip III kollajen üretimini artırır.
3. Anti-İnflamatuar Etki: Ciltteki mikro-inflamasyonu (yangıyı) baskılayarak kızarıklık ve hassasiyeti azaltır.
4. Anjiyogenez (Dolaşım Desteği): Mikrosirkülasyonu düzenleyerek cildin oksijenlenmesini artırır.
Karşılaştırmalı Analiz: Rejuran Healer mı, Yüz Dolgusu mu?
Hastalarımızın en sık sorduğu soru şudur: “Hocam bu bir dolgu mu, yüzümü şişirir mi?” Hayır, Rejuran Healer bir dolgu değildir. Aralarındaki farkları şöyle sıralayabiliriz:
● Temel Amaç Farkı: Dolguların amacı boşlukları doldurmak ve hacim kazandırmaktır. Rejuran Healer’ın amacı ise cildin kalitesini artırmak ve onarmaktır.
● Hacim Etkisi: Dolgular yüzü şişirir veya şekillendirir. Rejuran Healer hacim vermez, yüzü şişirmez.
● Hedef Doku: Dolgular genellikle derin yağ yastıkçıklarına veya kemik üstüne uygulanır. Rejuran ise cildin orta tabakası olan Dermis’e uygulanır.
● Sonuç Süreci: Dolguda sonuç anında görülür. Rejuran’da ise sonuçlar biyolojik iyileşme sürecine (fibroblast aktivasyonuna) bağlı olarak 3-4 hafta içinde aşamalı olarak ortaya çıkar.
● Görünüm: Dolgu şekil değişikliği sağlarken; Rejuran daha sıkı, parlak, pürüzsüz ve canlı bir cilt dokusu sağlar.
Fonksiyonel Tıp ve Bütüncül Yaklaşım
Kliniğimizde Rejuran Healer uygulaması, sadece bir enjeksiyon işlemi olarak görülmez. Cilt kalitesi, bağırsak sağlığı, uyku düzeni ve stres seviyesi ile doğrudan ilişkilidir.
Tedavi sürecinde şu faktörler de değerlendirilir:
● Stres Yönetimi: Yüksek kortizol, kollajen yıkımını hızlandırır.
● Beslenme: Şeker ve işlenmiş gıdalar “Glikasyon” yoluyla cildi yaşlandırır.
● Mikronutrient Desteği: Rejuran’ın etkisini artırmak için gerekli vitamin/mineral dengesi gözetilir.
Amacımız; geçici bir parlaklık değil, biyolojik olarak daha sağlıklı ve dirençli bir doku elde etmektir.
Rejuran Healer Kimler İçin Uygundur? (Endikasyonlar)
Aşağıdaki cilt problemlerine sahip kişiler için ideal bir protokoldür:
● Elastikiyetini kaybetmiş, gevşemeye meyilli ciltler.
● Geniş gözenek problemi ve sebum (yağ) dengesizliği yaşayanlar.
● Akne izleri (atrofik skar) ve cilt yüzeyi bozuklukları olanlar.
● Mat, nemsiz ve “yorgun” görünen ciltler.
● İnce kırışıklıkları (özellikle boyun ve yanak) başlamış kişiler.
Sık Sorulan Sorular (SSS)
Rejuran Healer yüzümü değiştirir mi? Hayır. Rejuran bir dolgu olmadığı için yüz hatlarınızı değiştirmez veya şişirmez. Sadece cildinizin dokusunu iyileştirir ve daha genç görünmesini sağlar.
İşlem ağrılı mıdır? Uygulama mikro-iğnelerle yapılır. Dr. Ömer Fatih Şahin’in Anesteziyoloji uzmanlığı sayesinde, işlem öncesi uygulanan özel protokollerle ağrı ve konfor yönetimi maksimum seviyede sağlanır.
Kaç seans gerekir? Cildin hasar durumuna göre değişmekle birlikte, biyolojik onarımın tam gerçekleşmesi için genellikle 2-3 hafta arayla 3-4 seans önerilmektedir.
Yazın uygulanabilir mi? Evet. Rejuran cildi güneşe karşı hassaslaştırmaz (fotosensitivite yaratmaz). Aksine, cilt bariyerini güçlendirdiği için yaz öncesi ve sonrası güvenle tercih edilebilir.

0065_sanakin-diz-2--1200x800.png

Sanakin; diz eklemindeki kireçlenme (gonartroz), menisküs hasarı ve kronik ağrıları tedavi etmek için kullanılan, kişinin kendi kanından üretilen ve Doğal Kortizon etkisi gösteren ileri düzey bir biyolojik serum tedavisidir. Diz ağrılarının temel sebebi eklem içindeki enflamasyon (yangı) sürecidir. Bu yangı, kıkırdağı eritir ve
ağrı yapar. Kliniğimizde Uzm. Dr. Ömer Fatih Şahin, sentetik kortizon iğneleri yerine; vücudun kendi ürettiği en güçlü yangı söndürücü proteinleri (IL-1Ra) kullanarak ağrıyı doğal yolla durdurur.
Dizde Neden Sanakin? (PRP Yetmez mi?)
PRP tedavisi dokuyu onarmak için harikadır. Ancak dizinizde aktif bir ağrı, şişlik ve yangı varsa, PRP tek başına yeterli olmayabilir.
● Sanakin Farkı: İçerdiği yoğun IL-1Ra proteinleri sayesinde, eklemdeki “yıkım emrini” veren reseptörleri bloke eder.
● Sonuç: Hem ağrıyı kortizon kadar hızlı keser hem de kıkırdak yıkımını durdurarak eklemi korur. Yani hem itfaiye (yangını söndürür) hem de inşaat işçisi (onarır) gibi çalışır.
Hangi Diz Sorunlarında Etkilidir?
Bu tedavi, hekim değerlendirmesiyle şu durumlarda “Ameliyatsız Çözüm” veya “Güçlü Destek” olarak uygulanır:
1. Diz Kireçlenmesi (Evre 1-3): “Dizlerimde sıvı bitti” denilen, kıkırdak aşınması ve hareket kısıtlılığı olan durumlar.
2. Menisküs Yırtıkları: Ameliyat gerektirmeyen ama sürekli ağrı yapan yırtıklar.
3. Kondromalazi Patella: Diz kapağı arkasında ağrı ve çıtırtı olan durumlar.
4. Sporcu Yaralanmaları: Diz bağlarında (ön çapraz bağ vb.) zorlanma ve ödem.
Tedavi Süreci: 3 Saatlik Hazırlık
Sıradan bir iğne değildir, biyolojik bir üretim sürecidir.
1. Kan Alımı: Sabah kliniğimize gelirsiniz, kanınız özel Sanakin tüpüne alınır.
2. Üretim (3 Saat): Kanınız özel cihazda 3 saat bekletilir. Bu sürede kan hücreleriniz, ağrıyı kesecek proteinleri üretmesi için uyarılır. (Bu sürede klinikten ayrılabilir, Nişantaşı’nda vakit geçirebilirsiniz).
3. Enjeksiyon: 3 saatin sonunda hazırlanan serum, Uzm. Dr. Ömer Fatih Şahin tarafından ağrısız bir teknikle diz içine enjekte edilir.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
● Soru: Kortizon iğnesinden farkı nedir?
● Cevap: Kortizon sentetik bir ilaçtır; ağrıyı keser ama sık yapılırsa kıkırdağa zarar
verebilir. Sanakin ise %100 kendi kanınızdan üretilir. Yan etkisi yoktur, kıkırdağı
eritmez aksine korur. Güvenle tekrarlanabilir.
● Soru: Kaç seans gerekir?
● Cevap: Diz kireçlenmesinin şiddetine göre genellikle 1 ile 3 seans önerilir. Çoğu
hasta ilk seanstan sonra ağrıda belirgin bir hafifleme hisseder.
● Soru: Diz protezi ameliyatından kurtarır mı?
● Cevap: Kireçlenmenin erken ve orta evrelerinde (Evre 1-2) süreci durdurarak
ameliyatı yıllarca erteleyebilir veya gereksiz kılabilir. Ancak kemiğin kemiğe sürttüğü
son evrede (Evre 3-4) sadece ağrıyı hafifletmek için yapılır, dokuyu geri getiremez.
● Soru: İşlem çok ağrılı mıdır?
● Cevap: Hayır. Uzm. Dr. Ömer Fatih Şahin bir Anesteziyoloji uzmanıdır. Diz içi
enjeksiyonları, hastanın en az hissedeceği özel tekniklerle konforlu bir şekilde
uygular.
● Hyaluronik Asit (Eklem Sıvısı) ile birlikte yapılabilir mi? Cevap: Evet, bu çok etkili bir
kombinasyondur ancak sıralama hayati önem taşır. Biz kliniğimizde kademeli protokol
uygularız. Önce Sanakin ile eklemdeki aktif yangı (enflamasyon) kurutulur. Bu işlemden
yaklaşık 3 hafta sonra Hyaluronik Asit uygulanarak eklemin yağlanması ve kaygan olması
sağlanır.
Ağrısız Adımlar İçin Randevu
Diz ağrılarınızdan doğal yöntemlerle kurtulmak için Uzm. Dr. Ömer Fatih Şahin ile görüşebilirsiniz.

0100_Oksipital-sinir-blogu-1--1200x800.png

Oksipital Sinir Bloğu, başın arka kısmından kaynaklanan ve tepeye yayılan ağrı sinyallerinin iletimini geçici olarak durdurmayı hedefleyen bir periferik sinir bloğu işlemidir. Kronik migren, gerilim tipi baş ağrısı ve oksipital nevralji tanısı almış hastalarda, medikal tedaviye ek veya alternatif bir ağrı yönetimi seçeneği olarak, hekim tarafından uygun görüldüğünde uygulanır.
Oksipital Sinir Bloğu Nedir ?
Baş ağrılarının önemli bir kısmı, başın arka kısmındaki sinirlerin (Büyük ve Küçük Oksipital Sinirler) sıkışması, tahriş olması veya aşırı duyarlı hale gelmesi (sensitizasyon) kaynaklı olabilir. Oksipital Sinir Bloğu, bu sinirlerin anatomik trasesine lokal anestezik (bazen steroid ile kombine edilerek) uygulanması işlemidir. Tıbbi Amaç: Ağrı iletimini periferik düzeyde bloke ederek, merkezi sinir sistemindeki duyarlılığı azaltmak ve ağrı atağının şiddetini/sıklığını kontrol altına almaktır.
Hangi Durumlarda Uygulanır ?
Bu işlem, her baş ağrısı için uygulanmaz. Uzm. Dr. Ömer Fatih Şahin tarafından yapılan nörolojik ve fiziksel muayene sonucunda şu tablolarda değerlendirilebilir:
● Kronik Migren: Medikal tedaviye dirençli veya ilaç kullanımını azaltmak isteyen hastalarda.
● Oksipital Nevralji: Ense kökünde ani, şimşek çakar tarzda, saplanan ağrılar.
● Servikojenik Baş Ağrısı: Boyun omurga sorunları (fıtık, kireçlenme) kaynaklı baş ağrıları.
● Küme Baş Ağrısı: Atak dönemlerinde ağrı kontrolü sağlamak amacıyla.
Uygulama Protokolü
İşlem, klinik ortamında, sterilizasyon kurallarına uygun olarak gerçekleştirilir.
1. Anatomik İşaretleme: Hekim, elle muayene (palpasyon) yaparak Büyük Oksipital Sinir (GON) ve Küçük Oksipital Sinir (LON) yerleşimlerini tespit eder.
2. Enjeksiyon: İnce uçlu iğneler kullanılarak, sinirin geçtiği doku aralığına ilaç enjekte edilir. İşlem, sinirin kendisine değil, çevresine (perineural alana) yapılır.
3. Süreç: İşlem yaklaşık 5-10 dakika sürer. Uygulama sonrası hasta 15-20 dakika klinik ortamında gözlemlenir ve vital bulguları (tansiyon, nabız) kontrol edilir.
Bütüncül (Fonksiyonel) Değerlendirme
Kliniğimizde ağrı yönetimi sadece semptomatik tedavi ile sınırlı değildir. Blokaj işlemi ile ağrı kontrolü sağlanırken, ağrıyı tetikleyen altta yatan faktörler de araştırılır:
● Postür (Duruş) bozuklukları ve kas spazmları.
● Uyku apnesi ve oksijenlenme sorunları.
● Vitamin-mineral eksiklikleri (Magnezyum, B12, D Vitamini).
● Sistemik enflamasyon varlığı.
Sıkça Sorulan Sorular (Bilgilendirme Amaçlı)
1. İşlem ağrılı mıdır? Enjeksiyon sırasında iğne girişine bağlı minimal bir acı ve ilacın verilmesi
sırasında hafif bir basınç hissi duyulabilir. Lokal anestezik madde dokuya yayıldığında hissizlik başlar.
2. Tedavinin etkisi ne zaman başlar ve ne kadar sürer? Lokal anesteziğin etkisiyle ağrıda azalma
genellikle işlemden hemen sonra başlar. Tedavinin uzun vadeli etkinliği (atakların azalması) kişiden
kişiye değişmekle birlikte, literatürde etkinin haftalar veya aylar sürebileceği bildirilmiştir. Kronik
vakalarda tekrarlayan seanslar gerekebilir.
3. İşlemin riskleri var mıdır? Uzman hekim tarafından, uygun teknikle yapıldığında güvenli bir
işlemdir. Nadir görülen yan etkiler arasında; uygulama bölgesinde geçici hassasiyet, hafif baş
dönmesi veya vazovagal (tansiyon düşmesine bağlı) reaksiyonlar yer alabilir.
4. Kesin çözüm müdür? Tıpta “kesin çözüm” veya “garanti” gibi kavramlar kullanılmaz. Oksipital
Sinir Bloğu, ağrı yönetiminin güçlü bir parçasıdır. Amacı, ağrı skorlarını düşürmek ve hastanın yaşam
kalitesini artırmaktır.
5. İşlem sonrası nelere dikkat edilmelidir? Özel bir kısıtlama yoktur. İlk birkaç saat baş dönmesi
ihtimaline karşı araç kullanımı önerilmeyebilir. Enjeksiyon bölgesi o gün ovuşturulmamalıdır.
6. Fiyat bilgisi nedir? Sağlık hizmetlerinde fiyatlandırma; kullanılan ilaç içeriğine ve seans
planlamasına göre kişiye özel belirlenir. İlgili mevzuat gereği internet ortamında fiyat bilgisi
paylaşılamamaktadır.

0101_noral-terapi-2--1200x800.png

Nöral Terapi Nedir? (Sadece İğne Değildir)
Kökeni 1920’lerde Almanya’ya dayanan (Huneke Kardeşler) ve Avrupa’da yaygın olarak kullanılan bu yöntem; modern tıbbın anatomik bilgisini, geleneksel tıbbın akupunktur noktalarıyla harmanlar. Vücudumuzda bizi hayatta tutan (kalp atışı, sindirim, nefes) otomatik bir sistem vardır: Otonom Sinir Sistemi. Zamanla geçirdiğimiz kazalar, ameliyatlar ve stres; bu sistemde “kısa devreler” oluşturur. Nöral Terapi, iğnelerdeki anestezik madde (Prokain/Lidokain) ile bu bölgeleri uyuşturmak için değil;
sinir hücresinin elektriksel potansiyelini “resetlemek” için kullanılır.
Bozucu Alan Teorisi: Ağrınızın Sebebi Başka Yerde Olabilir Nöral Terapinin temel felsefesi şudur: “Belinizdeki geçmeyen ağrının sebebi, 20 yıl önce olduğunuz sezaryen ameliyatının izi veya çürük bir diş olabilir.” Vücuttaki eski yara izleri (skarlar), sorunlu diş tedavileri veya çocuklukta geçirilen bademcik enfeksiyonları; sinir sistemine sürekli “parazit sinyal” gönderen bir bozucu alan (Interference Field) haline gelebilir. İstanbul Nişantaşı kliniğimizde uyguladığımız Nöral Terapi ile bu alanlara enjeksiyon
yapılarak parazit sinyal kesilir ve vücut kendi kendini iyileştirme sürecine (regülasyon) girer.
Kimler İçin Uygundur? Nöral Terapi sadece ağrıyı kesmez, “hastanın iyileşme kapasitesini” artırır. Şu durumlarda etkinliği kanıtlanmıştır:
● Kronik Ağrılar: Migren, Fibromiyalji, Bel ve Boyun Fıtığı kaynaklı ağrılar.
● Hormonal Sorunlar: Adet düzensizliği, Ağrılı adet (Dismenore), Menopoz şikayetleri.
● Sistemik Sorunlar: Huzursuz Bacak Sendromu, Vertigo (Baş dönmesi), Kulak Çınlaması.
● Duygusal Yükler: Kronik stres, Uyku bozukluğu, Depresif ruh hali ve Anksiyete.
Tedavi Süreci Nasıl İşler?
1. Detaylı Analiz: Dr. Ömer Fatih Şahin, önce “bozucu alanı” bulmak için detaylı anamnez (hasta öyküsü) alır. Doğumunuzdan bugüne geçirdiğiniz tüm ameliyatlar, aşılar ve travmalar haritalanır.
2. Uygulama: İşlem çok ince uçlu iğnelerle yapılır. Cilt içine (Quaddle), kas dokusuna veya ilgili sinir kavşaklarına (Ganglion) uygulanır.
3. Seanslar: Genellikle haftada 1 veya 2 seans planlanır. Hastalığın kronikleşme durumuna göre toplam 3-10 seans gerekebilir.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Soru: İğneler çok acıtır mı ? Cevap: Hayır. Nöral terapide kullanılan iğneler insülin iğnesinden bile
incedir. Verilen ilaç miktarı çok düşüktür. Sadece hafif bir “sinek ısırığı” hissedilir.
Soru: İçinde kortizon var mı? Kilo aldırır mı? Cevap: Kesinlikle hayır. Nöral Terapi solüsyonları
sadece kısa etkili lokal anestezik (Prokain/Lidokain) ve bazen serum fizyolojik içerir. Kortizon
içermediği için kilo aldırmaz ve hormonları bozmaz.
Soru: Akupunktur ile aynı mı ? Cevap: Benzer yönleri vardır ama aynı değildir. Akupunkturda enerji
meridyenleri kullanılır; Nöral Terapide ise anatomik sinir ağı ve yara izleri hedeflenir. Ayrıca Nöral
Terapi ilaçlı bir işlemdir.
Soru: Hamilelere uygulanır mı? Cevap: Nöral Terapi, “ilaçsız” bir tedavi kategorisine yakın kabul
edilir (kullanılan anestezik vücuttan 20 dakikada atılır). Yine de hamilelikte kullanımı önerilmez.
Emziren annelerde güvenle uygulanabilir. Ancak karar her zaman hekim muayenesine bağlıdır.
Soru: Yan etkisi var mı? Cevap: Nöral terapi eğitimlerini tamamlayan doktorlar tarafından
yapıldığında son derece güvenlidir. Dr Ömer Fatih tüm modüllerini 2017 yılında tamamlamıştır.
Nadiren enjeksiyon yerinde küçük morluklar veya geçici baş dönmesi olabilir.
Soru: Fiyat bilgisi nedir? Cevap: Seans sayısına ve uygulanacak bölge genişliğine göre değişir.
Yasal mevzuat gereği web sitemizde fiyat veremiyoruz, İstanbul Nişantaşı kliniğimizden veya

0006_fonksiyonel-tip-2--1200x800.png

Sürekli yorgunsunuz, şişkinliğiniz var, kilo veremiyorsunuz, saçlarınız dökülüyor ya da ağrılarınız geçmiyor. Doktora gidiyorsunuz, tahliller yapılıyor ve size şu cümle söyleniyor: Her şey normal. Ama siz iyi hissetmiyorsunuz. Fonksiyonel Tıp tam olarak bu noktada devreye girer. Klasik tıp çoğu zaman semptomu baskılamaya odaklanırken, Fonksiyonel Tıp o semptomu ortaya çıkaran biyolojik zinciri çözer. Uzm. Dr. Ömer Fatih Şahin, vücudu birbirinden bağımsız organlar olarak değil; bağırsak–bağışıklık–hormon–sinir sistemi ekseninde çalışan tek bir sistem olarak ele alır.
Klasik Tıp ve Fonksiyonel Tıp Arasındaki Temel Fark
Semptom vs. Kök Neden
● Klasik tıp: Ağrın var → ağrı kesici
● Fonksiyonel tıp: Bu ağrı neden oluştu? Enflamasyonun kaynağı ne?
Organ vs. Sistem
● Bağırsaktaki bir sorun tiroidi,
● Tiroiddeki bir bozukluk beyni,
● Beyindeki stres yanıtı hormonları etkileyebilir.
Standart Reçete vs. Kişiye Özel Yol Haritası
Fonksiyonel tıpta herkes için tek bir reçete yoktur. Tedavi, kişinin biyokimyası, yaşam tarzı ve metabolik ihtiyaçlarına göre şekillendirilir.
Fonksiyonel Tıp Hangi Durumlarda Etkilidir?
Otoimmün Hastalıklar
● Haşimato Tiroiditi
● Romatoid Artrit
● Sedef, Egzama, otoimmün cilt hastalıkları
Sindirim Sistemi & Bağırsak Sorunları
● IBS (Huzursuz Bağırsak)
● SIBO (İnce bağırsak bakteri aşırı çoğalması)
● Geçirgen Bağırsak (Leaky Gut)
● Şişkinlik, gaz, gıda intoleransları
Metabolik & Hormonal Problemler
● İnsülin direnci
● PCOS
● Kronik yorgunluk ve fibromiyalji
● Kortizol dengesizliği (tükenmişlik)
Kliniğimizde Fonksiyonel Tıp Süreci
1. Adım – Detaylı Anamnez
60–90 dakikalık görüşmede yalnızca şikayetler değil;
● Beslenme
● Uyku
● Stres
● Geçmiş hastalıklar
● İlaç ve takviye öyküsü
detaylı şekilde değerlendirilir.
2. Adım – İleri Düzey Fonksiyonel Testler
Standart kan tahlillerinin ötesine geçilir:
● SIBO nefes testi
● Genişletilmiş tiroid panelleri
● Kardiyometabolik risk analizleri
● Hormon ve stres yanıtı testleri
● Detoksifikasyon kapasitesi değerlendirmesi
3. Adım – Kişiye Özel “Matrix” Tedavi Planı
Tedavi planı 5 ana bileşenden oluşur:
1 – Beslenme Protokolü (İyileşmenin Temeli)
● Eliminasyon Diyeti
● Otoimmün Protokol (AIP)
● SIBO Diyeti ve bağırsak odaklı beslenme yaklaşımları
Amaç:
Bağırsağı onarmak, inflamasyonu azaltmak ve bağışıklık sistemini sakinleştirmek.
2- Ağızdan Takviye Planı (Sürdürülebilir İyileşme)
Fonksiyonel tıpta kalıcı iyileşmenin bel kemiğidir.
● Vitamin & mineral eksikliğinin yerine konması
● Bağırsak onarıcı destekler
● Mitokondri, hormon ve sinir sistemi destekleri
● Adaptojenler (gerektiğinde)
– IV tedaviler destekleyicidir; ana iyileşme ağızdan takviyelerle sağlanır.
3- Destekleyici Medikal Tedaviler
● Ozon Tedavisi
● IV Terapiler
4- Stres ve Sinir Sistemi Regülasyonu
● Nefes terapileri
● Vagus siniri aktivasyonu
● Stres yönetimi stratejileri
5- Uyku ve Egzersiz Düzenlemesi
● Sirkadiyen ritim optimizasyonu
● Kişiye özel egzersiz planı
● Aşırı egzersizden kaçınma (yüksek stresli bireylerde)
Sık Sorulan Sorular
İlaçlarımı bırakacak mıyım?
Hayır. İlaçlar doktor kontrolünde, iyileşme ilerledikçe kademeli olarak değerlendirilir.
Bu sadece diyet mi?
Hayır. Beslenme temeldir ama tek başına yeterli değildir. Uyku, stres, takviyeler ve yaşam tarzı birlikte
ele alınır.
Ne kadar sürede sonuç alırım?
İlk 2–4 haftada enerji ve sindirimde iyileşme başlar. Hücresel toparlanma genellikle 3–6 ay sürer.
Sağlığınızı Yeniden İnşa Edin
Semptomları bastırmak yerine nedenleri çözmek istiyorsanız, Fonksiyonel Tıp yaklaşımıyla tanışmak için Uzm. Dr. Ömer Fatih Şahin ile iletişime geçebilirsiniz.

0049_akupunktur-2-scaled-1-1200x800.png

Akupunktur, vücuttaki belirli nöroanatomik noktalara ince iğneler batırılarak, merkezi sinir sistemini uyaran ve vücudun kendi ağrı kesici/iyileştirici mekanizmalarını (endorfin, serotonin) devreye sokan bilimsel bir tedavi yöntemidir. Nişantaşı kliniğimizde, Vücut Akupunkturu ve Kulak Akupunkturu (Auriküloterapi) yöntemleri, ağrı, stres yönetimi ve bedeni dengeleme (balans) amacıyla uygulanır.
Akupunktur Nedir?
Binlerce yıllık geçmişe sahip olan Akupunktur, günümüzde Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından kabul gören ve modern tıpla entegre çalışan etkili bir tedavi yöntemidir.
Nasıl Çalışır? Cilde batırılan tek kullanımlık mikro iğneler, bedenimize sinyaller gönderir. Bu sinyaller
sonucunda vücut:
1. Doğal Ağrı Kesiciler: Endorfin ve Enkefalin salgılar.
2. Mutluluk Hormonları: Serotonin ve Dopamin seviyesini düzenler (Stres yönetimi).
3. Dolaşım Artışı: Bölgesel kan akışını artırarak doku iyileşmesini hızlandırır. Yani Akupunktur için vücudun kendi eczanesini açan bir anahtar diyebiliriz.
Uyguladığımız Yöntemler
1. Vücut Akupunkturu
Vücut üzerindeki meridyen adı verilen enerji kanalları ve sinir kavşakları üzerindeki noktalara uygulanır. Kas iskelet sistemi ağrıları, sistemik hastalıklar ve genel vücut dengesi için tercih edilir.
2. Kulak Akupunkturu (Auriküloterapi)
Kulak, tüm vücudun haritasını taşıyan bir “mikrosistem”dir (Anne karnında ters duran bir bebeğin pozisyonu gibi düşünülür). Kulaktaki refleks noktaları; özellikle iştah-kilo kontrolü, bağımlılık tedavisi ve stres yönetiminde çok güçlü etkilere sahiptir.
Hangi Durumlarda Etkilidir?
Akupunktur, tek başına veya diğer tedavilere destek olarak şu durumlarda kullanılır:
● Stres ve Denge: Kronik stres, anksiyete, uyku bozuklukları ve tükenmişlik (burnout) sendromu
● Ağrı Yönetimi: Migren, Fibromiyalji, Bel, boyun ve sırt ağrıları.
● Kilo Kontrolü: İştah mekanizmasını dengelemek ve metabolizmayı düzenlemek için.
● Kadın Sağlığı: Adet düzensizliği, Tüp bebek öncesi stres regülasyonu
● Sindirim: Kabızlık, Şişkinlik, Gastrit.
Tedavi Süreci
1. Analiz: Dr. Ömer Fatih Şahin, detaylı görüşme, klinik değerlendirme ve muayene ile tedavide kullanacağı akupunktur noktalarını belirler.
2. Uygulama: Hasta yatar veya oturur pozisyonda iken, saç teli kadar ince, steril ve tek kullanımlık iğneleri noktalara yerleştirir.
3. Bekleme (Rahatlama): İğneler vücutta yaklaşık 20-30 dakika kalır. Bu sürede hasta derin bir gevşeme (sedasyon) ve huzur hali yaşar. Çoğu hasta sakin akupunktur odasında rahatlamayı hisseder.
4. Kulak akupunktur Süreci : Vücut akupunkturunda olduğu gibi iğneler kullanılabilir. Bunun dışında kulağa iğneli akupunktur bantları veya özel tohumlar içeren bantlar takılabilir. Bunlar devam tedavisi için birkaç günden 1 haftaya kadar kulağınızda kalabilir.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
1. Hiçbir ağrım yok, sadece rahatlamak ve denge (balans) için yaptırabilir miyim? Kesinlikle. Modern yaşamda akupunkturun en sık ilgi gördüğü ve faydasının fark edildiği durum stres yönetimi ve vücut regülasyonudur. Çünkü akupunkturun en güçlü etkilerinden biri Sempatik (Stres) Sistemini sakinleştirerek sempatik parasempatik dengesini sağlamaktır. Kronik yorgunluk, tükenmişlik veya yoğun stres yaşayan kişilerde, vücudu “fabrika ayarlarına” döndürmek ve derin bir ruhsal/bedensel gevşeme (relaxing) sağlamak için düzenli seanslar önerilir.
2. İğneler acıtır mı? Hayır. Akupunktur iğneleri, enjeksiyon iğnelerinden çok daha ince ve esnektir. Giriş anında sadece sinek ısırığı gibi minimal bir his duyulur. İğneler takıldıktan sonra vücutta derin bir huzur ve ağırlık hissi başlar, birçok hasta seans sırasında uyuyakalır.
3. Akupunktur zayıflatır mı? Tek başına yağ yakmaz, süreci kolaylaştırır. Beyindeki tokluk merkezini uyararak iştahı dengeler, mide kazınmasını azaltır ve en önemlisi stres kaynaklı yeme ataklarını (duygusal açlık) engeller.
4. Kaç seans gerekir?
● Rahatlama ve Denge İçin : Haftada 1 seans, toplam 4-6 seanslık kürler “ruhsal detoks” için yeterlidir.
● Ağrı tedavisi: Ağrının yoğunluğuna göre 4-8 seans önerilir.
● Kilo kontrolü : 10-12 seanslık kürler önerilir.
5. Yan etkisi var mı? İlaçsız bir yöntem olduğu için kimyasal yan etkisi yoktur. Vücudun kendi biyokimyasını kullandığı için en doğal tedavi yöntemlerinden biridir. Nadiren bazı iğne yerlerinde minik morluklar olabilir.
6. Nöral Terapi ile farkı nedir? Nöral Terapide çoğu zaman akupunktur noktalarına seyreltilmiş lidokain veya prokain verilir. Temelde vücut yine dengeye getirilir. Akupunkturda ise sadece özel ince iğneler kullanılır, ilaç verilmez; iğnelerle enerji meridyenleri uyarılarak regüle edilir.
7. Fiyat bilgisi nedir? Seans paketlerine göre fiyatlandırma yapılır. Yasal mevzuat gereği web sitemizde fiyat veremiyoruz, kliniğimizden detaylı bilgi alabilirsiniz.

2026 © Ömer Fatih Şahin - Aesthetic & Wellness

Call Now Button