0074_rejuran-I-1-scaled-1-1200x800.png

Göz çevresi, yüzümüzün en ince, biyolojik olarak en hassas ve yaşlanma belirtilerini ilk gösteren bölgesidir. Nişantaşı kliniğimizde göz çevresi estetiğini sadece “çöküklük doldurmak” olarak görmüyoruz. Amacımız; zamanla incelen, elastikiyetini kaybeden ve dolaşımı bozulan göz çevresi dokusunu Rejuran I (Eye) protokolü ile biyolojik olarak onarmaktır.
Rejuran I (Rejuran Eye) Nedir?
Halk arasında “Rejuran Eye” olarak bilinen Rejuran I; somon DNA’sından elde edilen Polinükleotidlerin (PN), göz çevresindeki ince deri yapısına uygun olarak formüle edilmiş özel bir versiyonudur. Klasik dolgulardan tamamen farklıdır. Hacim vermeyi değil, dokunun kendini onarma kapasitesini artırmayı hedefler. Dr. Ömer Fatih Şahin’in Notu: “Göz altı morlukları her zaman bir ‘çukur’ sorunu değildir; çoğu zaman derinin incelmesi ve alttaki damarların görünür hale gelmesidir. Rejuran I, cildi kalınlaştırarak bu sorunu kökten ve doğal yolla çözmeye yardımcı olur. “
Etki Mekanizması: Göz Altında Nasıl Çalışır?
Rejuran I, enjekte edildiği bölgede 4 temel biyolojik süreci başlatır:
1. Dermis Kalınlaşması: İnce göz altı derisinin yoğunluğunu arttırarak, alttaki koyu renkli damar yapısının görünürlüğünü azaltır.
2. Kollajen Sentezi: Fibroblast hücrelerini uyararak gevşemiş göz çevresini sıkılaştırır.
3. Mikrodolaşım Düzenlemesi: Göz altındaki yavaşlayan kan dolaşımını canlandırarak morluk ve ödemin azalmasına yardımcı olur.
4. Elastikiyet Artışı: “Krepe” dediğimiz ince kırışıklıkların açılmasını sağlar.
Karşılaştırmalı Analiz: Rejuran I mı, Işık Dolgusu mu?
Hastalarımızın en sık sorduğu soru şudur: “Hocam gözaltına dolgu mu yaptırayım, Rejuran mı?” Bu iki işlem farklı ihtiyaçlara yöneliktir. Aralarındaki temel farkları şöyle sıralayabiliriz:
● Temel Amaç Farkı: Işık dolgusu çukurları doldurmayı hedefler. Rejuran I ise ince deriyi onarmayı, kalınlaştırmayı ve morluğu tedavi etmeyi hedefler.
● Risk Faktörü: Dolguların göz altında su tutma (ödem) ve Tyndall etkisi (mavimsi yansıma) riski vardır. Rejuran I biyolojik bir onarıcı olduğu için ödem yapmaz ve doğal durur.
● Hacim Etkisi: Dolgu anında hacim verir. Rejuran I hacim vermez, doku kalitesini artırır.
● Görünüm: Dolgu bazen “şiş” bir görüntü yaratabilir. Rejuran I ise tamamen kişinin kendi doğal göz yapısını koruyarak daha dinç bir bakış sağlar.
Fonksiyonel Tıp ve Bütüncül Yaklaşım
Göz altı morlukları ve torbalanmalar, sadece estetik bir kusur değil, bazen vücudun yardım çığlığıdır. Kliniğimizde tedavi planlarken şu faktörleri de gözden geçiriyoruz:
● Demir Eksikliği: Kansızlık göz altı morluğunun en büyük sebeplerinden biridir.
● Uyku ve Stres: Yorgunluk ve kortizol yüksekliği lenfatik drenajı bozar.
● Böbrek ve Karaciğer Yükü: Göz altı torbalanmaları bazen sistemik ödemin işaretidir.
● Alerjiler: Histamin salınımı göz çevresini koyulaştırır.
Amacımız sadece iğne yapmak değil; “yorgun bakışların” kök nedenine inerek kalıcı iyilik hali sağlamaktır.
Rejuran I Kimler İçin Uygundur?
Aşağıdaki şikayetlere sahip kişiler için en ideal tedavi seçeneğidir:
● Göz altı derisi incelmiş ve damarlı görünümü olanlar.
● Göz çevresinde koyu halkalar ve morluklar bulunanlar.
● Kaz ayağı ve göz altı ince çizgileri (krepe cilt) başlayanlar.
● Göz altı ışık dolgusu yaptırmaktan korkan veya uygun olmayanlar.
● Daha önce dolgu yaptırmış ve ödem sorunu yaşamış kişiler.
Sık Sorulan Sorular (SSS)
Rejuran I ve Rejuran Healer aynı mı? İçerik olarak aynı (Polinükleotid) olsalar da akışkanlıkları farklıdır. Rejuran I, göz çevresindeki çok ince deriye uyum sağlaması için daha akışkan ve narin üretilmiştir. Healer ise yüzün kalanı için daha yoğundur.
İşlem ağrılı mıdır? Göz çevresi hassastır ancak Dr. Ömer Fatih Şahin’in Anesteziyoloji uzmanlığı ile uyguladığı özel uyuşturma protokolleri sayesinde işlem konforu en üst seviyede tutulur.
Kaç seans gerekir? Göz çevresindeki hasarın derecesine göre genellikle 2-3 hafta arayla 3-4 seanslık kürler önerilir.
Kalıcılığı ne kadardır? Elde edilen sonuçlar, cildin kendi onarımı olduğu için uzun sürelidir. Ancak yaşlanma süreci devam ettiği için 6-9 ayda bir hatırlatma seansları önerilir.

0075_rejuran-healer-scaled-1-1200x800.png

Rejuran Healer; Pasifik somon balığı DNA’sından elde edilen ve insan DNA’sına yüksek uyum gösteren Polinükleotidlerin (PN) konsantre formudur. Bir dolgu maddesi değildir. Cilt altına enjekte edildiğinde, hasarlı dokuyu onaran bir biyostimülan (biyolojik uyarıcı) olarak görev yapar. Dr. Ömer Fatih Şahin’in Notu: “Rejuran, cilde dışarıdan yabancı bir madde eklemek yerine; cildin kendi ‘inşaat işçileri’ olan fibroblastları uyandırarak onarım sürecini başlatan bir doku mühendisliği ürünüdür.”
Etki Mekanizması: Cilt Altında Nasıl Çalışır?
Rejuran Healer’ın etki mekanizması 4 ana biyolojik süreçle tanımlanır:
1. Ekstraselüler Matriks (ECM) Onarımı: Cildin iskelet yapısını oluşturan hücreler arası ortamı (ECM) stabilize eder ve güçlendirir.
2. Fibroblast Aktivasyonu: Cildin gençlik kaynağı olan fibroblast hücrelerini uyararak Tip I ve Tip III kollajen üretimini artırır.
3. Anti-İnflamatuar Etki: Ciltteki mikro-inflamasyonu (yangıyı) baskılayarak kızarıklık ve hassasiyeti azaltır.
4. Anjiyogenez (Dolaşım Desteği): Mikrosirkülasyonu düzenleyerek cildin oksijenlenmesini artırır.
Karşılaştırmalı Analiz: Rejuran Healer mı, Yüz Dolgusu mu?
Hastalarımızın en sık sorduğu soru şudur: “Hocam bu bir dolgu mu, yüzümü şişirir mi?” Hayır, Rejuran Healer bir dolgu değildir. Aralarındaki farkları şöyle sıralayabiliriz:
● Temel Amaç Farkı: Dolguların amacı boşlukları doldurmak ve hacim kazandırmaktır. Rejuran Healer’ın amacı ise cildin kalitesini artırmak ve onarmaktır.
● Hacim Etkisi: Dolgular yüzü şişirir veya şekillendirir. Rejuran Healer hacim vermez, yüzü şişirmez.
● Hedef Doku: Dolgular genellikle derin yağ yastıkçıklarına veya kemik üstüne uygulanır. Rejuran ise cildin orta tabakası olan Dermis’e uygulanır.
● Sonuç Süreci: Dolguda sonuç anında görülür. Rejuran’da ise sonuçlar biyolojik iyileşme sürecine (fibroblast aktivasyonuna) bağlı olarak 3-4 hafta içinde aşamalı olarak ortaya çıkar.
● Görünüm: Dolgu şekil değişikliği sağlarken; Rejuran daha sıkı, parlak, pürüzsüz ve canlı bir cilt dokusu sağlar.
Fonksiyonel Tıp ve Bütüncül Yaklaşım
Kliniğimizde Rejuran Healer uygulaması, sadece bir enjeksiyon işlemi olarak görülmez. Cilt kalitesi, bağırsak sağlığı, uyku düzeni ve stres seviyesi ile doğrudan ilişkilidir.
Tedavi sürecinde şu faktörler de değerlendirilir:
● Stres Yönetimi: Yüksek kortizol, kollajen yıkımını hızlandırır.
● Beslenme: Şeker ve işlenmiş gıdalar “Glikasyon” yoluyla cildi yaşlandırır.
● Mikronutrient Desteği: Rejuran’ın etkisini artırmak için gerekli vitamin/mineral dengesi gözetilir.
Amacımız; geçici bir parlaklık değil, biyolojik olarak daha sağlıklı ve dirençli bir doku elde etmektir.
Rejuran Healer Kimler İçin Uygundur? (Endikasyonlar)
Aşağıdaki cilt problemlerine sahip kişiler için ideal bir protokoldür:
● Elastikiyetini kaybetmiş, gevşemeye meyilli ciltler.
● Geniş gözenek problemi ve sebum (yağ) dengesizliği yaşayanlar.
● Akne izleri (atrofik skar) ve cilt yüzeyi bozuklukları olanlar.
● Mat, nemsiz ve “yorgun” görünen ciltler.
● İnce kırışıklıkları (özellikle boyun ve yanak) başlamış kişiler.
Sık Sorulan Sorular (SSS)
Rejuran Healer yüzümü değiştirir mi? Hayır. Rejuran bir dolgu olmadığı için yüz hatlarınızı değiştirmez veya şişirmez. Sadece cildinizin dokusunu iyileştirir ve daha genç görünmesini sağlar.
İşlem ağrılı mıdır? Uygulama mikro-iğnelerle yapılır. Dr. Ömer Fatih Şahin’in Anesteziyoloji uzmanlığı sayesinde, işlem öncesi uygulanan özel protokollerle ağrı ve konfor yönetimi maksimum seviyede sağlanır.
Kaç seans gerekir? Cildin hasar durumuna göre değişmekle birlikte, biyolojik onarımın tam gerçekleşmesi için genellikle 2-3 hafta arayla 3-4 seans önerilmektedir.
Yazın uygulanabilir mi? Evet. Rejuran cildi güneşe karşı hassaslaştırmaz (fotosensitivite yaratmaz). Aksine, cilt bariyerini güçlendirdiği için yaz öncesi ve sonrası güvenle tercih edilebilir.

0117_kas-arasi-botoks-gorsel-1-scaled-1-1200x800.png

Kendinizi gayet iyi hissettiğiniz halde çevrenizden sık sık “Neden kızgınsın?” veya “Canın mı sıkkın?” sorusunu duyuyor musunuz? Bunun sebebi genellikle stresli değil, sadece kaş arası kaslarınızın (çatma kasları) fazla güçlü olmasıdır. Kaş arası botoksu; iki kaşın ortasında beliren, kişiye sert ve endişeli bir ifade veren dikey çizgilerin  (halk arasında “11 çizgileri”) giderilmesi işlemidir. Kliniğimizde Uzm. Dr. Ömer Fatih Şahin tarafından yapılan bu uygulama ile amaç; yüzünüzdeki o sert gölgeyi kaldırmak ve size daha aydınlık, dinlenmiş ve pozitif bir ifade kazandırmaktır.
Neden Kaşlarımızı Çatarız? (Anatomik Neden)
Bu bölgedeki çizgiler, alındaki yatay çizgilerden farklıdır. Odaklandığımızda, güneşe baktığımızda veya düşündüğümüzde Corrugator adı verilen kaş çatma kasları devreye girer. Bu kaslar kaşları birbirine yaklaştırır ve aşağı çeker. Yıllar süren bu tekrarlayıcı hareket, iki kaş arasındaki deriyi “akordeon” gibi katlar. Zamanla bu
katlanma yerleri kalıcı hale gelir ve siz hiç mimik yapmasanız bile orada derin bir çizgi (yarık) oluşur.
Kimler İçin Uygundur?
Bu işlem sadece kırışıklık tedavisi değil, aynı zamanda bir “ifade yönetimi” işlemidir:
1. Sert İfadesi Olanlar: İstem dışı kaşlarını çatanlar.
2. 11 Çizgisi Başlayanlar: İki kaş arasında dikey çizgileri belirmeye başlayanlar.
3. Erkek Hastalar: Erkeklerde kaş kasları çok daha güçlüdür ve bu işlem “karizmatik ama sert” görünümü “karizmatik ve dinlenmiş” bir görünüme dönüştürmek için sıkça tercih edilir.
Derin Çizgilerde “Önce Güvenlik” Yaklaşımı
Hastalarımız bazen “Oraya dolgu yapsak düzelmez mi?” diye sorarlar. Ancak kaş arası bölgesi, gözü besleyen ana damarların geçtiği, dolgu uygulaması açısından yüzün en riskli bölgesidir. Kliniğimizde Uzm. Dr. Ömer Fatih Şahin, hasta güvenliğini her şeyin üzerinde tuttuğu için bu riskli bölgeye dolgu uygulaması yapmamaktadır.
Peki Derin İzler Nasıl Geçer? Eğer kaş arasında “oturmuş” derin bir iz varsa, çözüm sabır ve doğru protokoldür:
1. Düzenli Botoks: Kası düzenli olarak gevşettiğimizde, cilt katlanmayı bırakır ve kendini onarmaya başlar.
2. Cilt Kalitesi Artırma (Jalupro/NCTF): O bölgedeki “kırık” deri dokusunu onarmak için dolgu yerine, riski olmayan Gençlik Aşıları veya Mezoterapi (Jalupro, Paris Işıltısı vb.) uygulanır. Bu sayede iz, güvenli bir şekilde içeriden onarılarak silinir.
Uygulama Süreci
● Süre: İşlem sadece 5-10 dakika sürer.
● Acı: Çok ince uçlu iğneler kullanıldığı için sinek ısırığı kadar bir his duyulur.
● Etki: Uygulamadan 3-4 gün sonra kaşlarınızı eskisi kadar güçlü çatamadığınızı fark edersiniz. Yüzünüzdeki o gergin ifade yerini yumuşak bir dinginliğe bırakır. Tam etki 10-14. günde oturur.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Soru: Mimiklerim tamamen yok olur mu?
Cevap: Hayır. Modern botoks uygulamalarında amaç “donuk” bir yüz yaratmak değildir. Kaşlarınızı hafifçe oynatabilirsiniz ancak o sert, kızgın çatma hareketini yapamazsınız. Bu da size daha pozitif bir görünüm sağlar.
Soru: Kaşlarımın şekli değişir mi?
Cevap: Kaş arası botoksu doğru noktaya yapıldığında, kaşların
ortasını hafifçe yukarı kaldırarak bakışları açabilir. Ancak “Mephisto” (şeytan kaşı) denilen aşırı kalkık kaş görünümü, yanlış dozaj hatasıdır. Uzm. Dr. Ömer Fatih Şahin, anatomik planlama ile doğal kaş
yapınızı korur.
Soru: Etkisi ne kadar sürer?
Cevap: Kişinin kas gücüne ve metabolizmasına göre değişmekle
birlikte ortalama 4-6 ay devam eder.
İfadenizi Yumuşatın
Yüzünüzdeki yorgun gölgeleri silmek ve daha pozitif bir bakışa sahip olmak için randevunuzu oluşturabilirsiniz.

0052_Vajinal-ozon--1200x800.png

Vajinal Ozon Tedavisi (Vajinal İnsüflasyon); medikal ozon gazının özel steril aplikatörler aracılığıyla vajinal bölgeye uygulanması işlemidir. Özellikle dirençli enfeksiyonlarda, flora bozukluklarında ve doku yenilenmesinde kullanılan, lokal etkili ve ağrısız bir tamamlayıcı tıp yöntemidir. Kadınlarda vajinal bölge, nemli ve oksijensiz yapısı nedeniyle mantar ve bakterilerin üremesi için elverişli bir ortamdır. Ozon tedavisi, bu bölgenin oksijenlenmesini artırarak patojenlerin yaşam alanını daraltmayı ve sağlıklı florayı desteklemeyi hedefler. Kliniğimizde Uzm. Dr. Ömer Fatih Şahin gözetiminde, yüksek hijyen standartlarında uygulanır.
Nasıl Etki Eder? (Mantar ve Ozon İlişkisi)
Birçok hasta “İlaçla geçmeyen şey gazla nasıl geçer?” diye sorar. Bilimsel mekanizma şöyledir:
1. Antimikrobiyal Etki: Mantar (Candida) ve zararlı bakteriler oksijensiz ortamı sever. Ozon gazı temas ettiği anda güçlü bir oksidasyon yaratarak bu mikroorganizmaların duvar yapısını bozar.
2. Flora Dengesi: Antibiyotikler hem iyi hem kötü bakterileri öldürürken; ozon, dokunun oksijenlenmesini artırarak vücudun kendi savunma mekanizmasını (Laktobasilleri) destekler.
3. Yenilenme (Rejenerasyon): Vajinal mukozadaki kan dolaşımını artırarak, özellikle menopoz dönemindeki kuruluk ve incelme (atrofi) sorunlarında dokunun nemlenmesine yardımcı olur.
Hangi Durumlarda Destek Sağlar?
Bu tedavi, hekim değerlendirmesiyle şu durumlarda planlanabilir:
● Kronik Vajinal Mantar (Candida): Sürekli tekrarlayan kaşıntı ve akıntı şikayeti olanlar.
● Genital Uçuk (Herpes): Sık atak geçirenlerde virüs yükünü azaltmak için.
● Bakteriyel Vajinozis: Kötü kokulu akıntı ve flora bozukluğu yaşayanlar.
● Vajinal Kuruluk: Menopoz sonrası kuruluk ve ilişki sırasında ağrı yaşayanlar.
● Fertilite (Doğurganlık) Desteği: Rahim ve yumurtalık bölgesine giden kan akışını artırmak amacıyla tüp bebek tedavilerine hazırlık sürecinde.
Uygulama Süreci: Mahremiyet ve Konfor
Jinekolojik işlemler hastaları tedirgin edebilir. Kliniğimizde süreç tamamen hasta konforu odaklıdır:
● Hazırlık: Jinekolojik masada değil, konforlu bir sedyede, üzeriniz örtülü şekilde uygulanır. Mahremiyetiniz korunur.
● Ekipman: Her hasta için tek kullanımlık, ince ve steril özel uçlar kullanılır.
● Süre: İşlem sadece 10-15 dakika sürer. ( uygulama 1 dakika, uygulama sonrası gazın emilimi için 10 dakika bekleme )
● Acı: Kesinlikle ağrısızdır. İğne yoktur.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
● Soru: Spiral (RİA) varken yapılır mı?
● Cevap: Evet, yapılabilir. Ozon gazı, uygulanan süre ve konsantrasyonlarda spiralin
(steril, bakır veya hormonlu) yapısına zarar vermez veya yerinden oynatmaz.
Güvenle uygulanabilir.
● Soru: Genital Uçuk (Herpes) için etkili midir?
● Cevap: Ozonun güçlü antiviral etkisi vardır. Herpes virüsünü tamamen yok etmese
de, aktif lezyonların daha hızlı iyileşmesine ve atakların sıklığının/şiddetinin
azalmasına yardımcı olan güçlü bir destek tedavisidir.
● Soru: İşlem sırasında acı veya yanma olur mu?
● Cevap: Hayır. Ozon gazı vajina içine verilirken herhangi bir ağrı hissedilmez. Sadece
hafif bir serinlik veya dolgunluk hissi olabilir. İşlemden hemen sonra günlük hayatınıza
dönebilirsiniz.
● Soru: Kötü koku oluşur mu?
● Cevap: Aksine, vajinal ozon tedavisi, bakteriyel enfeksiyonların neden olduğu kötü
kokuyu gidermede en etkili yöntemlerden biridir. Ozon gazı dezenfektan özelliğiyle
koku yapan bakterileri nötralize eder.
● Soru: İşlemden sonra cinsel ilişkiye girilebilir mi?
● Cevap: Tedavinin etkinliği ve dokunun dinlenmesi açısından işlemden sonraki ilk 24
saat cinsel ilişkiye girilmemesi önerilir.
● Soru: Adet (Regl) döneminde yapılır mı?
● Cevap: Hijyen ve konfor açısından adet döneminde uygulama yapılmaz. Adet
bitiminden hemen sonra başlanması en ideal zamandır.
Kadın Sağlığında Doğal Destek
Tekrarlayan sorunlarınıza bütüncül bir çözüm arıyorsanız, Uzm. Dr. Ömer Fatih Şahin ile görüşerek size uygun protokolü belirleyebilirsiniz.

0053_terleme-botoksu--1200x800.png

Koltuk altı terleme botoksu, aşırı terleme (hiperhidroz) sorunu yaşayan kişilerde, ter bezlerine giden sinir sinyallerini geçici olarak bloke ederek ter üretimini normal seviyelere indirmeyi amaçlayan FDA onaylı bir tedavi yöntemidir. Aşırı terleme, sadece fiziksel bir rahatsızlık değil, aynı zamanda kıyafetlerde bıraktığı iz ve
oluşturduğu koku riski nedeniyle ciddi bir sosyal özgüven sorunudur. Kliniğimizde, bu sorunun yönetiminde en güvenli ve etkili yöntemlerden biri olan botulinum toksin uygulamasını sadece koltuk altı bölgesi için gerçekleştiriyoruz. (Günlük yaşamı etkileme riski nedeniyle el ve ayak terlemesi tedavisi yapmamaktayız).
Terleme Botoksu Nasıl Etki Eder?
Vücudumuzda terlemeyi başlatan “Asetilkolin” adlı bir iletici vardır. Botoks, bu ileticinin ter bezlerine ulaşmasını geçici olarak engeller.
Sonuç Olarak:
1. Sinyal Kesilir: Sinirler “terle” emrini veremez.
2. Kuru ve Temiz His: Ter bezleri aşırı çalışmayı bırakır, koltuk altı kuru kalır.
3. Koku Kontrolü: Nemli ortam azaldığı için bakterilerin üremesi ve buna bağlı kötü koku oluşumu da azalır.
Bu işlem ter bezlerini “yok etmez” veya onlara kalıcı zarar vermez; sadece geçici bir “mola” vermelerini sağlar.
İşlem Süreci: Adım Adım Konfor
1. Değerlendirme ve Test: Uzm. Dr. Ömer Fatih Şahin ile yapacağınız görüşmede terleme yoğunluğunuz değerlendirilir. Gerekirse, terlemenin en yoğun olduğu noktaları milimetrik olarak belirlemek için basit bir “İyot-Nişasta Testi” yapılabilir.
2. Anestezi (Maksimum Konfor): Koltuk altı derisi hassastır. İşlemden önce güçlü bir lokal anestezik krem uygulanarak bölge uyuşturulur.
3. Mikro Enjeksiyon: Ter bezlerinin yoğunlaştığı alanlara, çok ince uçlu iğnelerle küçük dozlarda botoks enjekte edilir. İşlem yaklaşık 15-20 dakika sürer.
4. Sosyal Hayata Dönüş: İşlemden hemen sonra günlük hayatınıza, işinize veya sosyal aktivitelerinize dönebilirsiniz.
Etki Süresi ve Kalıcılık
● İlk Etki: Uygulamadan sonraki 3-7 gün içinde terlemede belirgin azalma başlar.
● Tam Etki: 10-14 gün içinde koltuk altı maksimum kuruluk seviyesine ulaşır.
● Kalıcılık: Kişinin metabolizma hızına göre değişmekle birlikte, etki ortalama 4-6 ay devam eder. Genellikle yaz başında yapılan bir uygulama, tüm yazı konforlu geçirmenizi sağlar. Düzenli tekrarlarda bu sürenin uzadığı gözlemlenmiştir.
İşlem Hakkında Bilmeniz Gerekenler (SSS)
● Soru: Terlemezsem vücudumdaki toksinleri atabilir miyim?
● Cevap: Bu çok yaygın bir endişedir ancak yersizdir. Vücudumuz toksinlerin büyük kısmını karaciğer ve böbrekler yoluyla atar. Terleme, daha çok “ısı dengesi”
(termoregülasyon) içindir. Koltuk altı, vücut yüzeyinin sadece %1-2’sini oluşturur. Bu bölgeden terlemeyi durdurmak, vücudun genel ısı dengesini veya toksin atılımını
olumsuz etkilemez.
● Soru: İşlem öncesi nelere dikkat etmeliyim?
● Cevap: İşlemden 24 saat önce koltuk altı tüylerinin kısaltılması (tıraş edilmesi) önerilir, ancak işlem günü tahriş yaratacak uygulamalardan (ağda vb.) kaçınılmalıdır.
Ayrıca randevunuza gelirken deodorant veya antiperspirant kullanmamanız rica olunur.
● Soru: Yan etkileri var mıdır?
● Cevap: Koltuk altı, botoksun en güvenli uygulama alanlarından biridir. Olası yan etkiler sadece enjeksiyon yerinde görülen geçici kızarıklık veya minik morluklardır;
bunlar da birkaç gün içinde geçer.
● Soru: Kimlere uygulanmaz?
● Cevap: Gebelik ve emzirme döneminde olanlara, uygulama bölgesinde enfeksiyonu olanlara ve kas-sinir hastalığı (ALS, Myastenia Gravis vb.) bulunanlara uygulanmaz.
● Soru: Fiyat bilgisi nedir?
● Cevap: Fiyatlandırma, terleme alanının genişliğine ve kullanılacak botoks ünitesine (dozuna) göre değişir. Sağlık Bakanlığı onaylı merkezlerin web sitelerinde fiyat bilgisi
paylaşması yasal değildir. Kliniğimizle iletişime geçerek detaylı bilgi alabilirsiniz.
Konforlu ve Kuru Bir Yaz İçin Randevu
Uzm. Dr. Ömer Fatih Şahin ile görüşerek, aşırı terleme tedavisi için size uygun planlamayıöğrenebilirsiniz.

0069_sakak-dolgusu-1--1200x800.png

Şakak dolgusu (Temporal Dolgu); yaşlanma, kilo kaybı veya yapısal nedenlerle şakak bölgesinde oluşan çöküklükleri gidermek, yüz kontürünü “kum saati” görünümünden kurtarmak ve kaş kuyruğunu anatomik olarak desteklemek amacıyla yapılan medikal bir işlemdir. Şakaklar, yüzün üst kısmının taşıyıcı sütunlarıdır. Bu bölgedeki yağ yastıkçıkları eridiğinde, kaşlar aşağı düşer, göz çevresi yorgunlaşır ve yüz “iskeletsi” bir görünüm alır. Kliniğimizde Uzm. Dr. Ömer Fatih Şahin, bu hassas bölgeyi yüzün genel dengesini ve damarsal güvenliğini gözeterek restore eder.
Şakak Çökmesi Neden Olur ve Neyi Değiştirir?
Şakak (Temporal) bölgesi, alnın yan tarafı ile elmacık kemiği arasında kalan çukur alandır.
● Neden Çöker? Yaşla birlikte kemik erimesi ve temporal yağ yastıkçıklarının kaybı bu bölgeyi boşaltır. Aşırı kilo kaybı ve yoğun spor yapanlarda daha erken ve belirgin görülür.
● Sonuç: Yüz kontürü bozulur. Alın geniş, şakaklar dar, elmacıklar geniş görünür (Yer fıstığı / Kum saati kafa yapısı). Bu durum kişiyi hem daha yorgun hem de yaşından daha büyük gösterir.
Uygulamanın Tıbbi Faydaları
Şakak dolgusu sadece bir boşluğu doldurmakla kalmaz, komşu bölgeleri de etkiler:
1. Kaş Kaldırma Desteği: Şakak içi dolduğunda, gevşeyen deri gerilir ve kaşın kuyruk kısmı milimetrik olarak yukarı kalkar. Bu, Göz Çevresi için doğal bir canlılık sağlar.
2. Yüz Ovalini Düzeltme: Alın ve elmacık kemiği arasındaki keskin geçiş yumuşatılır, yüz daha oval ve sağlıklı bir forma kavuşur.
3. Damar Kamuflajı: Şakak derisi inceldiğinde belirginleşen kıvrımlı damarların görünümünü, deri altına hacim vererek gizlemeye yardımcı olur.
Güvenlik ve Anatomi: Neden Uzman Hekim?
Şakak bölgesi, yüzün önemli damarlarının (Temporal Arter) geçtiği, anatomik olarak çok hassas bir bölgedir.
Güvenli Uygulama Protokolümüz:
● Kanül Tekniği: Damar yaralanması riskini minimize etmek için ucu kör kanüller kullanılır.
● Derin Plan: Dolgu, yüzeyel damarların altına, güvenli derin katmana yerleştirilir.
● Ürün Seçimi: Bu bölgede doğal duran ancak taşıyıcılığı yüksek FDA onaylı dolgular tercih edilir.
Tedavi Süreci
1. Analiz: Yüzün “çerçevesi” analiz edilir. Elmacık kemiği çıkıntısı ile şakak çukuru arasındaki orantısızlık değerlendirilir.
2. Uygulama: Saçlı deri içinden veya şakak bölgesinden girilerek hacim verilir. İşlem yaklaşık 15-20 dakika sürer.
3. Konfor: Ağrı minimaldir. Çoğu hasta dolgu uygulaması sırasında hafif bir basınç hissedebilir.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
● Soru: Şakak dolgusu yüzümü genişletir mi?
● Cevap: Hayır. Dolgu “çukurun içine” yapıldığı için yüzü genişletmez. Aksine, yüzdeki
girintili-çıkıntılı gölgeleri yok ederek yüzü daha bütün, oval ve estetik gösterir.
● Soru: İşlem tehlikeli midir?
● Cevap: Yüzün damarsal açıdan en zengin bölgelerinden biridir. Bu nedenle
anatomiye hakim bir uzman hekim tarafından yapılması şarttır. Kliniğimizde kullanılan
kanül tekniği güvenliği en üst düzeye çıkarır.
● Soru: Belirgin şakak damarlarımı gizler mi?
● Cevap: Evet. Şakak bölgesindeki yağ dokusu eridiğinde damarlar deri altında çok
belirginleşir. Dolgu uygulaması, deri ile damarlar arasına bir yastık görevi görerek bu
damarlı görünümü kamufle etmeye yardımcı olur.
● Soru: Çiğneme sırasında ağrı veya baş ağrısı olur mu?
● Cevap: Şakak bölgesinde çiğneme kası (Temporalis) bulunur. İşlemden sonraki ilk
1-2 gün çiğnerken hafif bir hassasiyet veya basınç hissi olabilir, bu geçicidir. Dolgu
baş ağrısını tetiklemez, aksine kası desteklediği için bazı gerilim tipi ağrıları
rahatlatabilir.
● Soru: İşlemden sonra nasıl yatmalıyım?
● Cevap: İlk 24 saat, dolgunun şekil alması açısından önemlidir. İlk gece sırt üstü
yatılması ve şakaklara doğrudan baskı uygulanmaması (örneğin sert yastıkla yan
yatmak) önerilir.
● Soru: Etkisi ne kadar sürer?
● Cevap: Şakak bölgesi çok hareketli olmadığı için dolguların kalıcılığı diğer bölgelere
göre daha uzundur. Ortalama 12-18 ay kalıcılık beklenir.
Yüzünüze Dengeli Bir Çerçeve İçin Randevu
Uzm. Dr. Ömer Fatih Şahin ile görüşerek, yüz hatlarınızı dengeleyecek şakak dolgusu planlaması hakkında bilgi alabilirsiniz.

0054_SVF-Sac-1--1200x800.png

SVF (Stromal Vasküler Fraksiyon) Saç Tedavisi; saç dökülmesinin ileri aşamalarında, saç köklerinin tamamen ölmediği ama “uykuya daldığı” durumlarda uygulanan, bugünün tıbbında saç için yapılabilecek en güçlü rejeneratif tedavi protokolüdür. PRP veya Mezoterapi, saça vitamin ve sinyal gönderirken; SVF tedavisi saça “İşçi ve Mimar” (Kök Hücre) gönderir. Kliniğimizde Uzm. Dr. Ömer Fatih Şahin, özellikle saç ekimi istemeyen veya ekime uygun olmayan hastalar için bu tedaviyi uygular.
Neden Saç İçin SVF? (En Güçlü Silah)
Saç kökleri kanlanma azaldığında ve DHT hormonu baskısı altında küçülür (minyatürleşir).
● SVF Etkisi: Yağdan elde edilen kök hücreler, saç kökünün etrafında yeni damar oluşumunu (anjiyogenez) başlatır ve kökü tekrar besler.
● Sonuç: Tüy haline gelmiş saçlar kalınlaşır, dökülme durur ve saç kalitesi maksimuma çıkar.
Kimler İçin Uygundur?
1. Dirençli Dökülme: PRP veya ilaç tedavilerine yanıt vermeyen hastalar.
2. Kadın Tipi Dökülme: Saçın genelinde seyrekleşme yaşayan kadınlar için en etkili çözümdür.
3. Saç Ekimi ile Kombinasyon: Saç ekimi sırasında yapıldığında, ekilen köklerin tutunma oranını %90’ların üzerine çıkarır ve donör bölgenin izsiz iyileşmesini sağlar.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
● Soru: Kellik olan yerden saç çıkarır mı?
● Cevap: Hiçbir tedavi ölmüş (kapanmış) bir kökten saç çıkaramaz. Ancak SVF, gözle
görülmeyen sarı tüyleri kalınlaştırarak saç formuna sokabilir. Bu da ciddi bir
yoğunluk artışı sağlar.
● Soru: İşlem ne kadar sürer?
● Cevap: Yağ alımı, ayrıştırma ve enjeksiyon dahil toplam 2 saat sürer. Hasta aynı gün
evine dönebilir.
● Soru: Saçımı kazıtmak gerekir mi?
● Cevap: Hayır. SVF enjeksiyonu saçların arasına yapılır, saçın kazıtılmasına gerek
yoktur.
Saçlarınıza İkinci Bir Şans
Saç ekimine gitmeden önceki son ve en güçlü durağınız SVF tedavisi için Uzm. Dr. Ömer Fatih Şahin ile görüşebilirsiniz.

0055_SVF-Cilt-1--1200x800.png

SVF Cilt Gençleştirme cildin zamanla kaybettiği hücresel rezervi, kişinin kendi yağ dokusundan elde edilen genç ve dinamik kök hücrelerle yerine koyma işlemidir. Bu bir dolgu uygulaması değildir, doku yenileme tedavisidir. Yaşlandıkça cildimiz incelir, kurur ve sarkar. Bunun sebebi kolajen üreten hücrelerin azalmasıdır. Uzm. Dr. Ömer Fatih Şahin, SVF tedavisi ile cilde milyonlarca yeni “onarıcı hücre” transfer ederek biyolojik saati geri alır.
Neden Cilt İçin SVF? (Gerçek Anti-Aging)
Botoks kaslar üzerinden, dolgu hacim eksiği üzerinden yaşlanmada etki gösterse de cilt kalitesini iyileştirmek için ek tedaviler gereklidir. İşte burda SVF devreye girer.
● SVF Etkisi: Cilt içerisine verilen kök hücreler, fibroblastlara dönüşerek kendi kolajen ve elastininizi üretmeye başlar, cilt matrix tabakasını yeniden şekillendirir.
● Sonuç: Cilt kalınlaşır, sıkılaşır, lekeler açılır ve “içten gelen” bir parlaklık kazanır.
Hangi Bölgelerde Kullanılır?
1. Full Face (Tüm Yüz): Genel toparlanma ve gençleşme.
2. Göz Çevresi: Morluk ve çökmelerin tedavisi.
3. Boyun ve Dekolte: Tedavisi en zor olan boyundaki kırışıklık görünümü ve dekoltedeki çizgiler için.
4. El Gençleştirme: Yaşımızı en çok gösteren el sırtındaki damarlı, incelmiş deriye bağlı kemikli görünümü giderir, cildi dolgunlaştırır.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
● Soru: Yüzüme yağ mı enjekte ediliyor?
● Cevap: Hayır. Bu işlemde yağ hücreleri ayrıştırılır ve atılır. Sadece iyileştirici kök
hücreler (SVF) enjekte edilir. Bu yüzden yüzünüzde şişkinlik veya “yastık yüz”
görüntüsü oluşmaz.
● Soru: Ne zaman sonuç alırım?
● Cevap: Bu biyolojik bir süreçtir. İlk parlaklık 1. ayda başlar, asıl sıkılaşma ve
gençleşme etkisi 3. aydan itibaren zirveye çıkar.
● Soru: Yağ aldırmak acıtır mı?
● Cevap: Hayır. İşlem lokal anestezi ile yapılır. Alınan yağ miktarı çok az olduğu için
(bir kahve fincanı kadar), işlem sonrası ağrı minimaldir ve günlük hayatı etkilemez.
Cildinize Yatırım Yapın
Yapaylıktan uzak, biyolojik bir gençleşme için Uzm. Dr. Ömer Fatih Şahin ile görüşebilirsiniz.

0056_SVF-ana-1-1200x800.png

SVF (Stromal Vasküler Fraksiyon); kişinin kendi yağ dokusundan (genellikle karın veya basen) elde edilen kök hücrelerin, laboratuvar ortamına gerek kalmadan aynı seansta ayrıştırılarak tedavi edici bir “Biyolojik İlaç” haline getirilmesi işlemidir. Biliyor muydunuz? Yağ dokusu, kemik iliğinden 500 ila 1000 kat daha fazla Mezenkimal Kök Hücre (MSC) barındırır. SVF tedavisi, vücudunuzdaki bu zengin rezervi alıp, yaşlanan cilde veya dökülen saça transfer etme sanatıdır. Kliniğimizde Uzm. Dr. Ömer Fatih Şahin, bu işlemi “Kapalı Devre Steril Sistemler” ile güvenle uygular.
Neden En Güçlüsü? (Biyolojik Çeşitlilik)
SVF sadece tek bir hücre tipi değildir. Ayrıştırılan sıvı, tam bir rejenerasyon ( onarım-yenilenme) kokteylidir:
● Kök Hücreler (ADSC): Hasarlı dokuya dönüşerek onarımı yapar.
● Büyüme Faktörleri: İyileşme sinyallerini başlatır.
● Perisitler: Yeni damar oluşumunu (kanlanmayı) artırır.
● T-Reg Hücreleri: Enflamasyonu (yangıyı) söndürür.
Hangi Tedavilerde Kullanılır?
Bu ‘’sıvı altın”, vücudun en güçlü onarım materyali olduğu için iki ana estetik problemde devrim yaratır:
1. Saç Dökülmesi Tedavisi Saç dökülmesine bağlı incelmesi olan hastalar için etkili bir seçenektir. Saç köklerini hücresel düzeyde yeniler..
2. Cilt Gençleştirme (Full-Face) Yüz, boyun, dekolte ve ellerdeki yaşlanmayı durdurmak, cildi
sıkılaştırmak ve “bebeksi” bir cilt dokusu elde etmek için kullanılır. 
Tedavi Süreci: Liposuction Değil, “Mini-Hasat”
Hastaların en büyük korkusu “Yağ aldırma” işlemidir. Ancak SVF için yapılan işlem bir ameliyat değildir.
1. Mini-Hasat (20 Dk): Lokal anestezi ile karın veya basen bölgesinden sadece 60-80cc yağ alınır. İşlem ağrısızdır, dikiş gerektirmez.
2. Ayrıştırma (60 Dk): Alınan yağ, steril bir sistemde işlenir. Yağ hücreleri atılır, geriye saf kök hücreler kalır.
3. Enjeksiyon (15 Dk): Elde edilen canlı hücreler, hedeflenen bölgeye (saç veya yüz) enjekte edilir.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
● Soru: Yağ enjeksiyonundan farkı nedir?
● Cevap: Çok temel bir fark vardır. Yağ enjeksiyonu “Dolgu” etkisi yapar (hacim verir).
SVF ise “İlaç” etkisi yapar (onarır). SVF işleminde yağ hücreleri atıldığı için yüzünüz
şişmez, sadece gençleşir ve sıkılaşır.
● Soru: Tek seans yeterli mi?
● Cevap: Evet. SVF tedavisi uzun etkili bir yatırım gibidir. Genellikle tek seans
uygulanır. Etkisi yıllarca (biyolojik yaşlanma sürecine bağlı olarak) devam eder.
Gerekli durumlarda tekrarlanabilir.
● Soru: İz kalır mı?
● Cevap: Hayır. Yağ alımı 2 mm’ lik ince girişlerden kanül ile yapıldığı için dikiş atılmaz
ve belirgin bir iz kalmaz.
● Soru: Fiyat bilgisi nedir?
● Cevap: Fiyatlandırma kullanılan kit teknolojisine göre yapılır. Yasalar gereği web
sitemizde fiyat veremiyoruz.
Geleceğin Tedavisi Bugün
Kendi hücrelerinizle zamana meydan okumak için Uzm. Dr. Ömer Fatih Şahin ile görüşebilirsiniz.

0057_sunekos-2--1200x800.png

Tıp dünyasında Aminoterapi olarak da bilinen Sunekos Matrix Aşısı, ciltteki elastikiyet kaybını ve yaşlanma belirtilerini gidermek amacıyla, patentli amino asit ve hyaluronik asit kombinasyonu kullanılarak Ekstraselüler Matriksi (ECM) onarmayı hedefleyen ileri düzey bir biyorejenerasyon tedavisidir. Cilt yaşlanması sadece yüzeyde görülen kırışıklıklar değildir; asıl sorun, cildin iskeletini oluşturan bu matriksin (ECM) zayıflamasıdır. Bu durum, özellikle göz çevresinde kağıt gibi bir doku, elastikiyet
kaybı ve matlık olarak kendini gösterir. Kliniğimizde uyguladığımız Sunekos Aminoterapi protokolleri, cildi sadece geçici olarak
nemlendirmeyi değil, biyolojik olarak onarmayı ve yapılandırmayı amaçlar.
Aminoterapi (Sunekos) Nedir ve Nasıl Çalışır? 
Sunekos, klasik dolgulardan farklıdır; amacı
hacim vermek değil, dokuyu onarmaktır. Etki mekanizması, cildin yapı taşlarını hücresel düzeyde yerine koymak üzerine kuruludur.
Patentli Formül:
● Spesifik Amino Asit Kümesi (HY6AA): Glisin, L-Prolin, L-Lizin, L-Alanin, L-Valin, L-Lösin. Bu amino asitler, kolajen ve elastin üretimi için gerekli olan temel yakıttır. İşte bu yüzden tedaviye Aminoterapi denir.
● Hyalüronik Asit: Cilde yoğun nem verir ve hücreler arası iletişimi (sinyalizasyonu) destekler.
Çalışma Prensibi: Bu formül cilde enjekte edildiğinde, fibroblast hücrelerini uyararak Tip 1 Kolajen,
Tip 3 Kolajen ve Elastin üretimini tetikler. Sonuç; yüzü şişirmeden, cildin sıkılaşması, kalitesinin
artması ve doğal bir canlılık kazanmasıdır.
Sunekos Ailesi: Performa ve 1200 Arasındaki Bilimsel Farklar
Sunekos protokolü, farklı moleküler ağırlıklara sahip Hyaluronik Asit (HA) türlerinin stratejik kullanımına dayanır. Uzm. Dr. Ömer Fatih Şahin, cildin katmanlarına ve ihtiyacına göre şu ürünleri kullanır:
1. Sunekos Performa (Düşük Moleküler Ağırlık – Yüzeysel Canlanma) Bu, Sunekos 200’ün geliştirilmiş, yeni nesil formudur.
● Teknoloji: Düşük Moleküler Ağırlıklı (LMW) Hyalüronik Asit içerir.
● Görevi: Cildin üst ve orta katmanlarına hızla yayılarak fibroblastları uyarır.
● Kullanım Alanı: Özellikle göz altı morlukları, göz çevresi ince kırışıklıkları (“kaz ayakları” değil, cilt dokusundaki incelme), tüm yüz parlaklığı ve el üstü gençleştirme için idealdir.
● Avantajı: Su tutma kapasitesi kontrollüdür, bu sayede göz çevresinde ödem (şişlik) yapmadan onarım sağlar.
2. Sunekos 1200 (Yüksek Moleküler Ağırlık – Derin Destek)
● Teknoloji: Yüksek Moleküler Ağırlıklı (HMW) Hyalüronik Asit içerir.
● Görevi: Cildin daha derin katmanlarına enjekte edilerek serbest radikallere karşı bir “antioksidan kalkan” ve yapısal bir “iskele” (scaffold) oluşturur.
● Kullanım Alanı: Ciddi elastikiyet kaybı olan, sarkma eğilimi gösteren yüzlerde ve derin kırışıklıklarda kullanılır.
“Cushion” (Yastık) Tekniği: İkili Güç İleri düzey yaşlanma belirtilerinde, Uzm. Dr. Ömer Fatih Şahin bu iki formu aynı seansta kombine eder. Önce Sunekos 1200 ile derin dokuda bir yastık/destek oluşturulur, ardından Sunekos Performa ile yüzeyel onarım sağlanır. Bu, cildin tüm katmanlarını aynı anda hedefleyen en güçlü protokoldür.
Sunekos Tedavi Süreci: Sizi Neler Bekliyor?
1. Değerlendirme: Uzm. Dr. Ömer Fatih Şahin ile yapacağınız görüşmede, cildinizin yapısı,
elastikiyet kaybı ve göz altı anatomisi değerlendirilir.
2. Uygulama: Cildiniz temizlenir ve konfor için lokal anestezik krem uygulanır. Sunekos
Aminoterapi kokteyli, çok ince iğnelerle cildin uygun katmanına enjekte edilir. İşlem yaklaşık
15-20 dakika sürer.
3. Protokol: Biyorejenerasyon kümülatif (birikerek artan) bir süreçtir. Standart protokol genellikle
7-10 gün arayla, toplam 3-4 seans olarak planlanır.
Sunekos Hakkında Bilmeniz Gerekenler (SSS)
Soru: Sunekos bir dolgu mudur? Yüzümü değiştirir mi? Cevap: Hayır. Sunekos hacim veren bir
dolgu değildir ve yüz hatlarınızı değiştirmez. Cildin kendi dokusunu onarmayı hedefleyen bir
Aminoterapi (Biyorejenerasyon) ürünüdür. Amacı “şişirmek” değil, cildi “sıkılaştırmak” ve kalitesini
artırmaktır.
Soru: İşlemden sonra sosyal hayatıma dönebilir miyim? Cevap: Evet. İşlem “öğle arası estetiği”
olarak bilinir. Uygulama sonrası enjeksiyon noktalarında çok hafif kabarıklıklar oluşabilir ancak bunlar
genellikle birkaç saat içinde kendiliğinden geçer.
Soru: Göz altına uygulanması güvenli midir? Cevap: Evet. Özellikle Sunekos Performa, çapraz
bağ içermeyen özel formülü sayesinde su tutma ve ödem yapma riski en aza indirilmiş bir üründür. Bu
nedenle göz çevresi gibi hassas ve ödeme meyilli bölgeler için özel olarak geliştirilmiştir.
Soru: Göz altı ışık dolgusundan farkı nedir? Cevap: Işık dolgusu, çukurlaşmış göz altını
“doldurmak” (kamufle etmek) için kullanılır. Sunekos ise göz altındaki ince deriyi “kalınlaştırmak”,
onarmak ve elastikiyetini artırmak için kullanılır.
Soru: Etkisi ne kadar sürer? Cevap: Sunekos biyolojik bir onarım başlattığı için etkisi kalıcıdır ancak
yaşlanma süreci devam ettiği için cildin bakıma ihtiyacı olur. Genellikle kür bitiminden sonra etki
ortalama 6 ay boyunca zirvede kalır. Sonrasında tek seanslık hatırlatma dozları yapılması, iyilik halini
korumak için önerilir.
Soru: Botoks veya diğer işlemlerle aynı anda yapılır mı? Cevap: Evet, kesinlikle yapılabilir. Hatta
botoks ile aynı seansta yapıldığında, cildin elastikiyeti arttığı için botoksun oluşturduğu pürüzsüzlük
daha doğal ve estetik görünür. Kliniğimizde “Bütüncül Yaklaşım” çerçevesinde kombine planlamalar
sıkça yapılır.

2026 © Ömer Fatih Şahin - Aesthetic & Wellness

Call Now Button